Üyelerimizin, Delegelerimizin ve Emek Kamuoyunun Dikkatine

Üyelerimizin, Delegelerimizin ve Emek Kamoyunun Dikkatine;

Bir süre öncesine kadar Güvenlik-Sen Sendikası Genel Sekreter’i olarak sendikal mücadelenin içindeydim. Yürüttüğüm adalet mücadelesi nedeniyle yönetim kurulu çoğunluğunun aldığı kararla Eğitim Sekreterliğine çekildim. Bu görevimi de yapmam engellendi. Tehditlere uğradım, uğramaya devam ediyorum. Türkiye işçi sınıfı tarihini ve konfederasyonumuz DİSK’i yaratanların ve o çizgiyi bugün inatla sürdürenlere olan görev ve borcum nedeniyle bu yazıyı yazıyorum..

11 Ocak 2015 tarihinde yapılan 2.Olağanüstü Genel Kurulu’nca kabul edilen Tahmini Bütçe’nin gider kalemleri, kira, apartman aidatı, telefon ve elektrik fatura giderleri olarak saptanmıştı. Tahmini bütçe 12.000.TL olarak kabul edilmişti. Gelir yoktu, giderimiz minimumdu. Sendikamız 2016 yaz ayında toplu sözleşmeler yapınca sendika kasasına para girişi başladı. Genel Başkana ve Genel mali sekretere maaş bağlandı ve bir personel alındı. Sonradan tüzüğü ve kanunu inceleyince tahmini bütçe kalem ve tutarını aşan oranda harcama yapabilmemiz için genel kurulu toplayıp yeni bir tahmini bütçe yapılmasının kanunen zorunluluk olduğunu fark ettim ve bunu yönetim kurulumuzla paylaştım. Yönetim kurulunun diğer üyeleri her sendikanın tüzüğünde zorunlu olarak yazılan Yönetim Kurulu Görev ve Yetkilerine atfen bunu yaptıklarını söylediler. Sendikaya para girince eğer tahmini bütçede bu kalem ve gider miktarında harcama yoksa, yöneticinin ilk yapması gereken iş parayı harcamak değil, acil olarak genel kurulun toplanması, tahmini bütçe yapılıp yeni kalemleri ve harcama miktarlarını belirtip, kalemler arasında devir yetkisini yönetim kuruluna verilmesi gerekirdi. Yönetim Kurulu, kendini genel kurulun da üstünde görmüş, genel kuruldan kaçmış, usulsüzce davranmış, parayı harcamayı tercih etmiştir. Yeni maaşlar bağlanmış, mobilyalar alınmış, örgütlenme gideri olarak yenilmiş, içilmiş, tahmini bütçede olmayan harcama kalemleri oldukça artmıştır.

Üyelerle yaptığım istişarelerin sonrası, üyelerimizin önerileri doğrultusunda yönetim kuruluna noterden 15/12/2016 tarihinde uyarı ihtarı çekmiş, ( Ek 1) yanlıştan dönülmesini talep etmiştim. Yönetim Kurulu uyarımı dikkate alıp usulsüzlükten sakınmak yerine, beni oy çokluğu ile Genel Sekreterlik görevimden alıp, Eğitim Sekreterliği görevine vermişlerdir. Üye işçilerimizin alınterinden artırarak devlet ve sermaye ile tavizsiz mücadele için verdikleri aidatlardan yapılan harcamaların yağma düzeyine vardığını, uyarılarımın dinlenmediğini gördüm, cezai sorumluluğa ortak olmamak adına İzmir Cumhuriyet Savcılığı’na 27/12/2016 tarihinde durumu kısaca aktaran Suç Duyurusu dilekçesini verdim. Bir ay sonra onlarca hukukçunun istişaresinden geçen 17 maddelik dilekçe daha verdim. Suç duyurum Savcılık Soruşturması’na dönüştü.
15 gün öncesinde tüm işyerlerine hazirun listeleri asılarak tüm üyelerimizin duyması sağlanarak, seçme seçilme hakkını sağlıklı kullanması gereken delege seçimleri Konak, Kadıköy, Çorlu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi birimleri dışında yapılmadı. Yönetim Kurulu’ndaki 4 kişiye yakın olduğu düşünülen kişiler yazılıp, tutanak tutulup seçim yapılmış gösterildi, imzalar sonradan alındı. Seçim yapılan 4 işyerinde ise üyelerimiz ancak beş ile 1 buçuk gün öncesinde seçimden haberdar edildi. 4-5 işyeri dışındaki yerlerdeki delege seçimleri için yönetim kurulu çoğunluk katılımlı oy pusulası, uygun tarihli hazirun belgesi sunamaz, gösteremez. Kongre tarihi 26 Mart 2017 olarak saptanmıştı. Bu süre boyunca tüm taleplerime rağmen bir yönetim kurulu üyesi olarak delege listelerini görmem engellendi. Yönetim Kurulu üyesi ve doğal delegesi olduğum 2.Olağan Genel Kurulu Faaliyet Raporu tarafıma gönderilince, Denetleme Kurulu Raporu, Gelecek Döneme Ait Tahmini Bütçe, Hesap Raporu, Tüzük Değişiklik önergeleri ve her bir delegenin seçme seçilme hakkını sağlıklı kullanabilmesi için gerekli olan Delege Listesi ve iletişim bilgilerinin olmadığını tespit ettim. Bunların tarafıma iletimesini ihtaren talep ettim .14/03/2017 tarihli noter ihtarnamesi.(Ek-2)

Yönetim kurulu kongre tarihini 9 Nisan’a çekti. Tarafıma tekrardan ulaşan yeni Genel Kurul Faaliyet ve Mali Raporu Denetleme Kurulu Raporu elime ulaştı. Ancak avukatımdan edindiğim Savcılık Soruşturması dosyasında bulunan Genel Başkan, Mali Sekreter, Sendika çalışanı ve üç polis memurunun altında imzasının olduğu 17 Ocak 2017 Tarihindeki Kontrol Tutanağı’nda (Ek-3) “Denetleme Kurulu Teftiş Gözlem Defterinin noter tasdikli, ibrazlı fakat boş ve hiç kullanılmamış olduğu” tespit edilmişti. İki genel kurul arasında 3 ayda bir deftere işlenmesi gereken Denetleme Kurulu Raporlarının tutulup deftere işlenmediği savcılıkça tespit edilmiş olduğu halde, 424 delegenin eline bu denetleme faaliyetini yapılmış gösteren iki denetleme kurulu üyesinin imzasının olduğu ve yönetimin usulsüzlükleri, zimmet suçunu aklamaya dönük evrakta sahtecilik örneği sergilenmiştir. 9 Nisan’da yapılacak genel kurul delegeleri bu sahte raporla sağlıklı bir seçme seçilme hakkını kullanamaz. Kongrenin bu durumda yapılması kusurludur. Yönetim kurulu hesap vermek, istifa etmek yerine, iddianame çıkıp istenilen cezalar belirlenmeden önce sendikayı kayyuma taşıyıp zaman kazanmayı amaçlamaktadır. Ben yönetime farklı bir listeden aday olmuyorum. Soruşturma altında olan yöneticilerin adaylığı sendikayı kayyuma taşımak anlamına gelmektedir. Kongre de sahte denetleme kurulu raporunun ve eksik aklama amaçlı hazırlanan Yeminli Müşavir Raporu’nun delegelerimizce asla ibra edilmemesi gerekiyor. Yasa gereği gönderilmesi gereken Hesap Raporu ise elimize hiç ulaşmamıştır. Ayrıca hakaret, tehdit, iş vaadi, konum değişikliği vaadi, profesyonellik teklifi ile çevresine bir grup toplayarak kongreyi belirlemek amacıyla Disk ve Genel İş yönetiminin, HDP ve ESP’nin kendilerini desteklediğini hatta bu amaçla sahada çalıştıklarını iddia etmektedirler. Böylesi bir yönetim yapısının bu kurumlarca desteklenmesi olasılığı mümkün değildir. Böylesine şaibeli kişilerle devrimci sosyalist kurumların adları yan yana konulmamalıdır. Üyelerimiz her işyerinde önemli sorunlarla boğuşurken ülke bir sırat köprüsünden geçerken bu rantiye şebekesi 4500 üyenin 424 delegenin gündemini de çalmış Hayır çalışmalarını sekteye uğratmıştır.
Bu benim aynı zamanda özürüm ve özelleştirimdir. Kongrede oyumu sendikamıza meclis anlayışının tıpkı kuruluşundaki gibi egemen olup birlik ve kardeşliğin yeniden sağlanması için, kayyum tehlikesinin bertaraf edilmesi için sermaye ve devletle haklarımız için tereddütsüz dövüşecek bir anlayış için Garip Karatay’ın olduğu İşçi Meclisleri listesine vereceğim. Bir üye olarak sendikama karşı tüm sorumluluklarımı yerine getireceğime söz veriyorum.

Disk/Güvenlik-Sen Yönetim Kurulu Üyesi, Eğitim Sekreteri Salih Şenol

Ek 1. Ek-1gs5

Ek 2. gs4

Ek 3. gs2gs1

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir