Takım Elbiseli, Son Model Arabalı Başkan İstemiyoruz – Garip Karatay

Güvenlik-Sen İşçi Meclisleri başkan adayı Garip Karatay: Takım elbise ve son model araba ile gezen başkan istemiyoruz

DİSK’e bağlı Güvenlik-Sen’in 26 Mart’ta yapılacak 2.kongresinde Güvenlik İşçileri Meclisi’nin başkan adayı olan Garip Karatay, ”Biz başkanın takım elbiseyle, son model makam arabasıyla dolaşmasını, belediye başkanları ile içli dışlı olmasını istemiyoruz” dedi.

garip2
2013 yılında bağımsız bir sendika olarak kurulan ve 2014 yılında DİSK’e dahil olan Güvenlik-Sen 2. Olağan Kongresini 26 Mart’ta İzmir Çiğli Belediyesi 2.kat konferans salonunda gerçekleştirecek. Kuruluş aşamasında işçilerin iradesinin etkinliğine vurgu yapan ve komite, konsey, meclis formuyla örgütlenen Güvenlik-Sen son dönemde yönetimin yaptığı iddia edilen usulsüzlükler, zimmete para geçirme suçlamasıyla gündeme geliyor.

TAKIM ELBİSE VE SON MODEL MAKAM ARABASI İLE GEZEN BAŞKAN İSTEMİYORUZ

Sendika içerisinde taban örgütlenmesi olarak var olan ve mevcut yönetime muhalefetini sürdüren Güvenlik İşçileri Meclisi’nin başkan adayı Garip Karatay, sendika başkanının takım elbiseyle ve son model makam arabasıyla dolaşmasını istemediklerini belirterek, ”Sendikanın kuruluş aşamasında biz de vardık. O zaman muhalefet etme durumu yoktu. Birlikte emek veriyorduk. İlkelerimiz ve tüzüğümüze baktığımız zaman seçimler, sandıklar, genel kurulların usulü belirli olduğundan hiçbir zaman yönetim vs. derdine düşmedik. Komite, konsey ve meclislerle işçilerin sendikayı yönetmesini doğru bulduğumuz için yönetim, başkanlık gibi kavramlar bize saçma geliyordu. Sendikayı başkanların değil de işin öznesi olan işçilerin yönetmesi anlayışını savunuyoruz. İlerleyen süreçlerde sorunlar yaşanmaya başlandı. Sendikamız ilk kurulduğunda bağımsız bir sendikaydı. Yetki almak için %3 barajını geçmek zorundaydık. Konfederasyona bağlı sendikaların yetki barajı %1 olduğu için DİSK’e dahil olma tartışmalarını yaptık ve geçtik. Başkan Serdar Arslan kimi kişi ve gruplarla iletişime geçerek tüzük ihlali yapmaya başladı. Ben merkeziyetçi bir yönetim tarzı benimseyerek, tüzüğümüz ve anlayışımızın aksine profesyonel sendikacılığı hayata geçirmek istiyordu. Örgütlenme uzmanlarının para almasını, kurucu unsur olan Umut-Sen üyelerinin örgütlenme uzmanlıklarının kimseye sormadan bir kalemde silinmesini yanlış bulduğumuzu ifade ettik. Biz işçi meclisleri olarak istifa etmesini ve başka bir güvenlik işçisi arkadaşımızın başkan olmasını istedik. Sendika işçilerindir; herhangi bir parti ya da kuruluşun arka bahçesi olmamalıdır” dedi.
Kendisinin başkan adayı olduğunu ama işçilerin başkanlara değil, ilkelere, doğru yapılara, doğru işleyiş biçimlerine güvenmeleri ve sendikaya sahip çıkmaları gerektiğini ifade eden Karatay, ”Ben başkan adayıyım. Ama bu tür bir anlayışın sendikada yerleşmesine karşı tüm yönetim kurulu adayları olarak noterden taahhütname vermeyi düşünüyoruz. Ortaya koyduğumuz anlayışla sendikayı yönetmezsek görevi bırakacağız. Bunun da taahhüdünü vereceğiz. Karşı taraftan da aynı tavrı bekliyoruz. Eğer gerçekten komite, konsey ve meclis anlayışını benimsiyorlarsa, mevcut yönetim noterden taahhüt versin” şeklinde konuştu.

MEVCUT YÖNETİM ZİMMETE PARA GEÇİRDİ, BUNUN HESABINI İŞÇİ SINIFI TARİHİNE VERECEKLER

Yönetime yönelen ve sendika genel sekreterinin suç duyurusuna konu olan ‘harcamalardaki usulsüzlük ve zimmete para geçirme’ konusuyla ilgili de konuşan Karatay, ”Tüzüğümüzün maddesi açıktır: Sendikanın en büyük organı genel kuruldur. Genel Kurul bütçe oluşumu ve kullanımına karar verir. Kimsenin maaşa bağlanması söz konusu değildir. Maaşlı personel çalıştırılacaksa bile buna genel kurulun karar vermesi gerekir. Kaldı ki ortada herhangi bir bütçe de yok. Dolayısıyla böyle bir para harcanamaz. Harcanması usulsüzlüktür ve zimmete para geçirmektir. Genel sekreter Salih Şenol 4 ay boyunca maliyet raporu istiyor yönetimden, fakat kendisine rapor verilmiyor. Genel sekreter en son mahkemeye başvurmak zorunda kalıyor. Ortada işçilerin parasını zimmete geçirmek suçu var ve mevcut yönetim bu yaptıklarının hesabını işçi sınıfı tarihine verecektir” diyerek konuya açıklık getirdi.

YÖNETİM KEYFİ UYGULAMALARI İLE BİZİ PROVOKE ETMEYE ÇALIŞIYOR, BU TUZAĞA DÜŞMEYECEĞİZ

Bu tabloda kongre çalışmalarının tüm zorluklara rağmen devam ettiğini belirten Karatay, ”Tüzüğe göre kongreye 15 gün kala, kongrenin yapılacağı yerin adresi, delege listelerinin üyelere bildirilmesi gerekiyor. Biz kongre için daha merkezi bir yer bekliyorduk; Çiğli gibi yönetime yakın kimselerin yaşadığı bir ilçede yapılması yönetimin keyfiyetini ortaya koyuyor. Bu keyfi tutumlarla bizi provoke etmek isteyenler kendileridir. Ama biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Seçime odaklandık, doğru yolda olduğumuzu biliyoruz. Ne olursa olsun ilkelerimizi ve anlayışımızı anlatmaya, savunmaya devam edeceğiz” diyerek, ”Yaşanan usulsüzlükler işçilerden gizleniyor. Fakat mevcut başkanın aldığı sakat tutum, kazanmak için yapılan kirli pazarlıklar delege arkadaşlar tarafından da fark ediliyor. Özellikle 100 delegenin olduğu İzmir Büyükşehir’de hiçbir kimseye danışılmadan, kendi ahbap-çavuş ilişkileri ile yönetim belirleniyor ve insanlar yapılanları görüyor. İlçe belediyesindeki arkadaşlar biz anlattıktan sonra konuya vakıf oluyorlar. Farklı illerdeki belediyelerden arkadaşları aradığımızda, sendika başkanını tanımadıklarını söylüyor ve sendikayla ilgisi olmayan kişilerden bahsediyorlar. Biz örneğin bir güvenlik işçisi arkadaşa meclislerin ilke ve anlayışlarından bahsederek süreci anlatıyoruz. Ertesi gün yönetim işçiye giderek ‘şubeler açılacak, sana koltuk vereceğiz’ diye işçiyi kandırmaya çalışıyor. İşçi meclisleri kongre ve ilerleyen süreçlerde daha da büyücek, bu sendikanın sarılaşmasını engelleyecektir. İşçi arkadaşlarımızı bilgilendirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bir Cevap Yazın