Güvenlik İşçileri Bu Alçakları Unutmayacak

1-) Hırsızlık ve ihbarcılık alçaklıktır. Alçaklar işçi sınıfı söylemini kullanmamalıdır.

2-) Hırsızlık ve ihbarcılık pratikleri nedeniyle İzmir Cumhuriyet Savcılığında iki soruşturması olanlarla Güvenlik-Sen Disiplin Kurulu’muzun kesin ihraç kararına uymayanlar aynı kişilerdir. (Disiplin Kurulu açıklamasına bakınız)

http://ilerihaber.org/icerik/guvenlik-sende-ihbar-tartismasi-suruyor-76988.html
https://www.evrensel.net/haber/334054/guvenlik-sen-disiplin-kurulundan-ihraca-iliskin-aciklama
https://www.evrensel.net/haber/332467/guvenlik-sende-ihbar-krizi-yoneticilerin-ihraci-istendi

3-) Disiplin Kurulu Kararı’nı verenler ve Savcılık Soruşturmasına başvuranlar Serdar Aslan, Doğan Özdemir ve Hüseyin Ünlü ile aynı listeden seçilmiş sendikamız üyesi kardeşlerimizdir. Emekçilerin ekmeğine ve emeğine gösterdikleri saygı ve değer takdiri hak etmektedir. Dolayısıyla konunun kongreyle, muhalefetle ve işçi meclisleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Hırsızlar, ihbarcılar koltukta bir saat bile olsa fazla kalmak için yaygara ile ortamı bulandırmaya çalışmaktadırlar.

4-) İşçi aidatlarına çökmüş hırsızlarla, işçileri Cumhurbaşkanı’na hakaretten polise ihbar edenlerle demokratik mücadele olmaz. Demokratik mücadele işçilerin kendi aralarında olur.

https://www.evrensel.net/haber/333223/disk-guvenlik-sende-bir-kez-daha-yolsuzluk-iddiasi

5-) İşçi Meclisleri hırsız ve ihbarcıların teşhirini doğru ancak fazla demokratik bir yöntem olarak değerlendirdiği için sahiplenmemektedir. Çünkü hırsızlık ve ihbarcılıkla demokratik mücadele değil devrimci mücadele olur. Bu eylemde İşçi Meclislerinin binin üzerindeki üyesinden herhangi biri yoktur.

6-) Disiplin Kurulu’muzun Kesin İhraç Kararı derhal uygulanmalıdır. Sendika tüzüğünü, kurulları, ilkeleri ve değerlerimizi hiçe sayıp ahlaksızca ve cebren konumlarını terk etmeyenlerin sinsiliklerine üyelerimiz itibar etmemelidir. Rastlandıkları her yerde ihbarcıların yüzlerine tükürülmedilir. Yönetim kurulumuzun kalan üyeleri yedek üç yöneticiyi acilen göreve çağırmalıdır. Disiplin Kurulumuzun üyelerini tehdit eden, sendika defterlerini çalan bu hırsız muhterisler artık daha fazla sendikamıza zarar vermeden defolmalıdır.

http://bizimsendikamiz.org/index.php/ihbarcilar-guvenlik-senden-defolsun/
http://bizimsendikamiz.org/index.php/ihbarcilar-derhal-defolun/

7-) DİSK’te ihbarcılığı ve hırsızlığı savunacak kardeş sendika yoktur.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

İHBARCILAR GÜVENLİK-SEN’DEN DEFOLSUN!

Biz Güvenlik-Sen İşçi Meclisleri, her platformda tek adamcılığa HAYIR dedik!

Ülkenin iktidarı tek adamlığı dayattığında HAYIR dedik! Sendikamız Güvenlik-Sen’deki yönetim, tek adamlığı dayattığında HAYIR dedik!

Hakkında hırsızlık, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanmaktan işçilerce dava açılmış yönetim, 2.Olağan Kongre’de yeter sayıya ulaşılmadan, üye işçileri salona almayıp kapı önünde izdihama neden olmuşken içerde hileli “Evet”i öne geçirtti. Ülkede HAYIR’ın zaferini, iktidarın gasp etmesi gibi sendikamızın kongresinde işçi meclislerinin HAYIR’ı da her türlü hile ve zor gücüyle “Evet” karşısında bertaraf edildi.

Bütün işçilerin, üyelerin akılları ve onurlarıyla alay eden Güvenlik-Sen yönetimi, kendisini yaratmış büyük iktidarla, Sarayla gittikçe aynılaşıyor. Saray rejiminin yurttaşlarımızı sosyal medya hesaplarından fikir beyanlarını suçlaştırarak hapishanelere tıktırdığı gibi sendika yönetiminde bulunan üç hain de üyelerimizi sosyal medya paylaşımlarından “Cumhurbaşkanına hakaretten” devlete şikâyette bulundu. Güvenlik-Sen yönetiminden ihbarcı, işbirlikçi Serdar Arslan, Doğan Özdemir ve Hüseyin Ünlü bu skandal karşısında ne yapacaklarını bilemiyor, paçaları tutuşuyor. Skandal haber Türkiye basınından yabancı basına yayılmışken bugüne kadar yaptıkları hile ve ahlaksızlıklara uydurdukları kılıfların en büyüğünü bu sefer uyduramayacaklar. Çamur her yere saçıldı. Bu skandalda payı almış, onur kırıntısı taşıyan birkaç kişi gizliden istifalarını verse de henüz bu hain işbirlikçi üçlüden istifa açıklaması gelmemiştir. Bu yönetimde bulunan ihbarcılar dışındaki şaşkın yöneticilere kendileri adına ne yapmaları gerektiğini söyleyelim: İsmi geçen üç ihbarcının derhal sendikadan ihraç edilmesi, bunun için gerekli bütün işlemlerin derhal yapılması zorunludur. Yönetimde bulunan diğer kişiler derhal tutumlarını kamuoyuna açıklamalı aksi takdirde bu skandalın ortaklarıdır. En kısa zamanda Güvenlik-Sen’in kurucu tüzüğünde yazan ideallerle yapılacak, demokratik ve adil bir seçimle sendikanın yeniden şekillenmesi ve işçi meclislerinin belirleyeceği bir yönetimin seçilmesi zorunludur. Güvenlik-Sen’in var olan düzeni yeniden üreten bir yer olmasına asla izin vermeyeceğiz.

Bütün Güvenlik-Sen üyeleri, temsilcileri, delegelerini bu davaya sahip çıkmaya, HAYIR için mücadele etmiş bütün emek dostları ve muhalefeti de bu haklı mücadeleye destek vermeye çağırıyoruz. Sendikamızı savunmak için bütün meşru müdafaa yollarıyla yapılması gereken her şeyi yapacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

Güvenlik-Sen İşçi Meclisleri

Güvenlik-Sen tüzüğünde fesih maddesinden 1 Umut kaldırılıyor, yerine DİSK konuluyor

Güvenlik-Sen DİSK’e katılım başvurusu yaptığında fesih maddesinde Bir Umut Derneği’nin ismi vardı. Ve DİSK tüzüğümüzü böyle kabul etti. Sendika yönetimi tüm delege toplantılarında fesih maddesinde bulunan Bir Umut Derneği’nin kaldırılması ve yerine DİSK yazılması doğrultusunda bir tüzük değişikliği yapacaklarını, kırmızı çizgilerinin bu olduğunu ifade ediyorlar.

Öncelikle bir sendikanın kapatılacağı süreçler yaşanırsa bu aynı zamanda derneğin de kapatılacağı anlamına gelir. Dolayısıyla DİSK ve Güvenlik-Sen yönetiminin bu yaklaşımı her açıdan izah edilmeye muhtaçtır. Ayrıca güvenlik işçileri de çalışma koşulları nedeniyle her gün iş cinayetleriyle yüz yüze gelen, kamuoyuna defalarca iş cinayetleriyle yansımış bir iş kolunda çalışmaktadırlar.

İş cinayetlerinin Türkiye’de gündemleştirilmesine, bu konuda değişik yasaların oluşmasına büyük katkısı olan; Taksim’de iş cinayetlerine karşı Vicdan ve Adalet Nöbeti tutan ve İş Cinayetleri Almanağı’nı hazırlayan saygın bir kurum olan Bir Umut Derneği’nin fesih maddesinden çıkarılması ısrarının niyetini de kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.

1umut_2

1umut_1

Madde 70: Fesih, tasfiye veya başka bir sendika ile birleşme için; Genel Merkez Genel Kurulu’nun toplantıya katılan üyelerinin 2/3 kabul oyu zorunludur. Fesih halinde sendikanın taşınır ve taşınmaz malları Birlikte Umut Derneği’ne bağışlanır.

Nasıl Bir Sendika İstiyoruz?

Bütün Karar Verme Süreçlerinde Katılımcılık:

Ama çok kalabalığız! Nasıl karar alacağız? Nasıl hepimiz yönetici olacağız? Elbette yasalar nedeniyle bizler de seçim yapacağız ve başkanımız, sekreterimiz, yöneticilerimiz olacak. Ancak biz diyoruz ki; bizim sendikamızda bu kişiler, yasal zorunluluktan, formaliteden seçilir. Bu yüzden onlara “sözde” başkan, “sözde” yönetici diyoruz. Sendikanın başındalar diye, arabaları, yatları, katları olamaz. Bizden daha çok maaş alamazlar. Bize sormadan sözleşmelere imza atamazlar. Biz sendikayız, bürokrat, milletvekili yetiştirmiyoruz. Bu dediklerimizden birini yaparlarsa, tüzüğümüzde de yazılı olduğu üzere, onları geri çağırırız. Sözde unvanlarına el koyarız. Çünkü hiçbirimizin birbirinden farkı yok.

Bizler kararlarımızı kendimiz alırız. Kalabalık da olsak, “meclisler”, “komiteler”le örgütleniriz. Her işyerinde, her birimde meclis, konsey ve komite kurmak bizim sendikamızın birinci görevidir. Böylece her işçi kendisi ile ilgili alınacak kararları kendisi tartışır, kendisi karar verir. Ücret zammını kendi belirler, taleplerini kendi tartışır. Yöneticiler ise bu kararlara uymak zorunda olan temsilcilerdir. Temsilciler de bu organlarda seçilir. Bunun dışına çıkıldığı her an, sendika içinde karşı durulması gereken andır. Çünkü bizler artık patronlar tarafından güdülmekten sıkıldık. Kendimize yeni bir patron aramıyoruz, aksine birlikten gelen gücümüzle herkesin sözünün eşit olduğu bir ev inşa etmeye çalışıyoruz. Bu yüzden konseysiz, komitesiz, meclissiz bir sendika, bizim için damı olmayan bir evdir. Böyle bir evde yaşamayız. Sendikamızın içinde, kendi seçtiğimiz bile olsa, bizi yönetmeye, bize sormadan karar almaya çalışanı burada barındırmayız.

İşte yanıt bu arkadaşlar, kalabalık da olsak, karar almanın yolları var. Birlikte alınan kararlar, hepimizin düşüncelerini yansıtır. Ve mücadele ancak bu yolla büyütülür.

 

Bilginin Eşit Paylaşımı:

Bütün sarı sendikalar gibi, anti-demokratik kurumlarda bilgi sadece bir kaç ünvanı olan kişinin elinde bulundurulur ve bu bilgiler hiyerarşinin olabilmesi için gizli tutulur. Bütün sarı sendikalarda bu yüzden üyelik bilgileri, TİS görüşmelerinin raporları, bütün dökümanların açık paylaşımı, harcama bilgilerinin gizlenme eğilimi görülür. Bürokratlaşmış bu kişiler bilgileri eşit paylaşırlarsa kendilerine bir ihtiyaç kalmayacağını ve kurdukları özel statülü pozisyonların biteceğini bildiklerinden can ve başla nu hiyerarşiyi kormaya çalışırlar. O yüzden en baştaki talebimiz bütün sendika bilgilerinin açık paylaşımı, yönetilen bütün süreçlerin iletişim teknolojileriyle açık, düzenli ve sürekli ve anlık bilgi aktarımıdır.

 

Harcama Şeffaflığı:

Bütün üye aidatları, sendikamızın bütün gelirleri açık ve toplu şekilde, eşit bilgi paylaşımı ilkemize uyduğunda bütün harcamalar demokratik şekilde yapılabilir. Üyelik aidatlarına işçi meclisleri karar verir, bu aidatların nasıl harcanacağına işçi meclisleri karar verir. Bu eşitlik sendikamızda bir hiyerarşi ve statü farklılığı kurmanın da önüne geçer. İşçi meclisleri, işçi aidatları ile başka lüks hayatlar yaşayan sendika başkanlarını koltuklarından eder. Bu işçi aidatlarını, kendi kafasına göre kullanan kişileri ünvanlarını bir kağıt gibi yırtıp atar. Sendikaların bütün gelirleri bütün işçilerindir ve bütün harcamalar, işçilerin sözde temsil edenlerce değil, bunun doğru mekanizmalarını kurmuş, harcamaları şeffaf hale getirmiş meclisler tarafından yapılabilir.

 

Mücadeleci Sendika:

Yüksek Hakem Heyetlerinden, tombaladan çıkmış Toplu İş Sözleşmeleri istemiyoruz. Sendikal mücadele sadece Toplu İş Sözleşmelerine odaklanmaz. Toplu İş Sözleşmeleri sendikal mücadelenin önemli bir parçasıdır fakat bunun yanında bir çok başka mücadele yöntemi vardır ve pek çok başka kazanım da elde edilebilir. Koltuklarında bir şey yapıyormuş gibi gözüken sarı sendika yöneticileri, sendikal mücadeleyi TİS’lere indirgemek ister. Çünkü hiç bir şey yapmadan, bir şey yapıyormuş gibi gözüküp maaş almak ancak böyle mümkün olur. TİS pazarlıklarında, işveren sendikalarının sunduğu sözleşmeleri aynen imzalayan bürokrat sendikacılar “işveren devletinin verdiğinden başka bir şey alınmaz” şarkıları söylerler. Böyle yöneticileri işçi meclisleri yırtıp atar. İşçi meclisleri gerçek bir pazarlık sürecini örmek için, taleplerini, mücadele koşullarını ve ihtiyaçlarını ortak olarak belirler ve herkesi bu mücadelenin bir parçası haline getirir. TİS’lerin dışında bütün çalışma hayatının ihtiyaçlarını düşünerek, çok boyutlu mücadele yürütür.

 

Örgütlenme Hakkı:

Sendikaların içinde başka örgütlenmelerin girmesinden korkanlar ancak, sağcı, düzen sendikacılarıdır. Sendikalar da bütün diğer toplumsal alanlar gibi örgütlenme özgürlüğünün olduğu yerlerdir. Derneklerden, siyasi partilere kadar bütün işçiler, istedikleri örgütlenmenin içinde olabileceği gibi, sendikada da örgütlenme çalışması yürütebilirler. İşçi meclisleri bu çoğulculuğun yeridir. Meclislerimizin temel ilkelerine ve sendikal mücadeleye zarar vermeyen her türlü sesin dillendirilmesinin koşullarını yaratır. Bu açıklık, sendika içerisinde sesi duyulmayan, yok sayılan hiç bir işçinin bırakılmamasını sağlar.

 

Profesyonel – Gönüllü Çalışma Yaklaşımı:

Eşit bilgi paylaşımı, harcama şeffaflığı ve demokratik katılımcılığın sağlandığı bir sendikada tabakalaşma riski azalır. Ancak bu şekilde işçiler kendi yönettikleri gelirleri ve aidatları ile sadece zorunlu olarak profesyonel yapılması gereken işlerde, yeteneğe ve gerekli koşullara göre aralarında profesyonel çalışmaya karar verebilir. İşçi aidatları ile giyim kuşamı, hareket ve konuşmaları değişen yöneticilere işçi meclisleri asla izin vermez. İşçinin günlük hayatından farklılaşarak başka bir lüks hayata kayan yöneticiler, bürokratlaşır ve işçi mücadelesi asla veremez. Böyle davranış gösteren kişilerin ünvanları anında devrilir ve disiplin mekanizmasına sevk edilirler. En verimli uzmanlık ve yönetim görevleri ancak profesyonel ve gönüllü çalışmanın, işçi meclislerinin ortak kararı ile belirlendiği bir sendikada ortaya çıkar.