Nasıl Bir Sendika İstiyoruz?

Bütün Karar Verme Süreçlerinde Katılımcılık:

Ama çok kalabalığız! Nasıl karar alacağız? Nasıl hepimiz yönetici olacağız? Elbette yasalar nedeniyle bizler de seçim yapacağız ve başkanımız, sekreterimiz, yöneticilerimiz olacak. Ancak biz diyoruz ki; bizim sendikamızda bu kişiler, yasal zorunluluktan, formaliteden seçilir. Bu yüzden onlara “sözde” başkan, “sözde” yönetici diyoruz. Sendikanın başındalar diye, arabaları, yatları, katları olamaz. Bizden daha çok maaş alamazlar. Bize sormadan sözleşmelere imza atamazlar. Biz sendikayız, bürokrat, milletvekili yetiştirmiyoruz. Bu dediklerimizden birini yaparlarsa, tüzüğümüzde de yazılı olduğu üzere, onları geri çağırırız. Sözde unvanlarına el koyarız. Çünkü hiçbirimizin birbirinden farkı yok.

Bizler kararlarımızı kendimiz alırız. Kalabalık da olsak, “meclisler”, “komiteler”le örgütleniriz. Her işyerinde, her birimde meclis, konsey ve komite kurmak bizim sendikamızın birinci görevidir. Böylece her işçi kendisi ile ilgili alınacak kararları kendisi tartışır, kendisi karar verir. Ücret zammını kendi belirler, taleplerini kendi tartışır. Yöneticiler ise bu kararlara uymak zorunda olan temsilcilerdir. Temsilciler de bu organlarda seçilir. Bunun dışına çıkıldığı her an, sendika içinde karşı durulması gereken andır. Çünkü bizler artık patronlar tarafından güdülmekten sıkıldık. Kendimize yeni bir patron aramıyoruz, aksine birlikten gelen gücümüzle herkesin sözünün eşit olduğu bir ev inşa etmeye çalışıyoruz. Bu yüzden konseysiz, komitesiz, meclissiz bir sendika, bizim için damı olmayan bir evdir. Böyle bir evde yaşamayız. Sendikamızın içinde, kendi seçtiğimiz bile olsa, bizi yönetmeye, bize sormadan karar almaya çalışanı burada barındırmayız.

İşte yanıt bu arkadaşlar, kalabalık da olsak, karar almanın yolları var. Birlikte alınan kararlar, hepimizin düşüncelerini yansıtır. Ve mücadele ancak bu yolla büyütülür.

 

Bilginin Eşit Paylaşımı:

Bütün sarı sendikalar gibi, anti-demokratik kurumlarda bilgi sadece bir kaç ünvanı olan kişinin elinde bulundurulur ve bu bilgiler hiyerarşinin olabilmesi için gizli tutulur. Bütün sarı sendikalarda bu yüzden üyelik bilgileri, TİS görüşmelerinin raporları, bütün dökümanların açık paylaşımı, harcama bilgilerinin gizlenme eğilimi görülür. Bürokratlaşmış bu kişiler bilgileri eşit paylaşırlarsa kendilerine bir ihtiyaç kalmayacağını ve kurdukları özel statülü pozisyonların biteceğini bildiklerinden can ve başla nu hiyerarşiyi kormaya çalışırlar. O yüzden en baştaki talebimiz bütün sendika bilgilerinin açık paylaşımı, yönetilen bütün süreçlerin iletişim teknolojileriyle açık, düzenli ve sürekli ve anlık bilgi aktarımıdır.

 

Harcama Şeffaflığı:

Bütün üye aidatları, sendikamızın bütün gelirleri açık ve toplu şekilde, eşit bilgi paylaşımı ilkemize uyduğunda bütün harcamalar demokratik şekilde yapılabilir. Üyelik aidatlarına işçi meclisleri karar verir, bu aidatların nasıl harcanacağına işçi meclisleri karar verir. Bu eşitlik sendikamızda bir hiyerarşi ve statü farklılığı kurmanın da önüne geçer. İşçi meclisleri, işçi aidatları ile başka lüks hayatlar yaşayan sendika başkanlarını koltuklarından eder. Bu işçi aidatlarını, kendi kafasına göre kullanan kişileri ünvanlarını bir kağıt gibi yırtıp atar. Sendikaların bütün gelirleri bütün işçilerindir ve bütün harcamalar, işçilerin sözde temsil edenlerce değil, bunun doğru mekanizmalarını kurmuş, harcamaları şeffaf hale getirmiş meclisler tarafından yapılabilir.

 

Mücadeleci Sendika:

Yüksek Hakem Heyetlerinden, tombaladan çıkmış Toplu İş Sözleşmeleri istemiyoruz. Sendikal mücadele sadece Toplu İş Sözleşmelerine odaklanmaz. Toplu İş Sözleşmeleri sendikal mücadelenin önemli bir parçasıdır fakat bunun yanında bir çok başka mücadele yöntemi vardır ve pek çok başka kazanım da elde edilebilir. Koltuklarında bir şey yapıyormuş gibi gözüken sarı sendika yöneticileri, sendikal mücadeleyi TİS’lere indirgemek ister. Çünkü hiç bir şey yapmadan, bir şey yapıyormuş gibi gözüküp maaş almak ancak böyle mümkün olur. TİS pazarlıklarında, işveren sendikalarının sunduğu sözleşmeleri aynen imzalayan bürokrat sendikacılar “işveren devletinin verdiğinden başka bir şey alınmaz” şarkıları söylerler. Böyle yöneticileri işçi meclisleri yırtıp atar. İşçi meclisleri gerçek bir pazarlık sürecini örmek için, taleplerini, mücadele koşullarını ve ihtiyaçlarını ortak olarak belirler ve herkesi bu mücadelenin bir parçası haline getirir. TİS’lerin dışında bütün çalışma hayatının ihtiyaçlarını düşünerek, çok boyutlu mücadele yürütür.

 

Örgütlenme Hakkı:

Sendikaların içinde başka örgütlenmelerin girmesinden korkanlar ancak, sağcı, düzen sendikacılarıdır. Sendikalar da bütün diğer toplumsal alanlar gibi örgütlenme özgürlüğünün olduğu yerlerdir. Derneklerden, siyasi partilere kadar bütün işçiler, istedikleri örgütlenmenin içinde olabileceği gibi, sendikada da örgütlenme çalışması yürütebilirler. İşçi meclisleri bu çoğulculuğun yeridir. Meclislerimizin temel ilkelerine ve sendikal mücadeleye zarar vermeyen her türlü sesin dillendirilmesinin koşullarını yaratır. Bu açıklık, sendika içerisinde sesi duyulmayan, yok sayılan hiç bir işçinin bırakılmamasını sağlar.

 

Profesyonel – Gönüllü Çalışma Yaklaşımı:

Eşit bilgi paylaşımı, harcama şeffaflığı ve demokratik katılımcılığın sağlandığı bir sendikada tabakalaşma riski azalır. Ancak bu şekilde işçiler kendi yönettikleri gelirleri ve aidatları ile sadece zorunlu olarak profesyonel yapılması gereken işlerde, yeteneğe ve gerekli koşullara göre aralarında profesyonel çalışmaya karar verebilir. İşçi aidatları ile giyim kuşamı, hareket ve konuşmaları değişen yöneticilere işçi meclisleri asla izin vermez. İşçinin günlük hayatından farklılaşarak başka bir lüks hayata kayan yöneticiler, bürokratlaşır ve işçi mücadelesi asla veremez. Böyle davranış gösteren kişilerin ünvanları anında devrilir ve disiplin mekanizmasına sevk edilirler. En verimli uzmanlık ve yönetim görevleri ancak profesyonel ve gönüllü çalışmanın, işçi meclislerinin ortak kararı ile belirlendiği bir sendikada ortaya çıkar.

Bir Cevap Yazın