Güvenlik-Sen’i Ele Geçirmiş Hırsız Yönetim ve Suçları

Güvenlik-Sen üyeleri, Güvenlik-Sen’in yöneticilerinden genel sekreter Salih Şenol’un, sendikanın yönetici pozisyonlarını tutmuş diğer kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından, sendikada yaşanmış hırsızlık ve yolsuzluğu ancak öğrenmiş oldu. Genel kurula giderken, bütün üyelerimizin yaşanmış ve şu anda soruşturması devam eden suçların ayrıntılarını en iyi şekilde bilmesini, demokrasi görevi edinerek paylaşıyoruz. Genel sekreterin açıkladığı suç duyuru dilekçesinden derlediğimiz 16 maddeyi paylaşıyoruz:

1. Genel Kurul, sendikanın en üst  karar alma organı olup, diğer organların seçimi ile görev ve yetkilerinin tayini genel kurul tarafından yapılır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 11. md.göre, sendikanın bütçesi genel kurul tarafından yapılır (md.11/1-e). Aynı maddenin f bendine göre Yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kurulu üyelerine verilecek ücret, tazminat, ödenek ve yolluklar ile sosyal haklar genel kurul tarafından belirlenir.

Yönetim kurulu, karar organı olmayıp  icrai bir organ olduğundan bağlı yetkiyle donatılmıştır. Yönetim Kurulu, kanun, tüzük ve  genel kurul kararları çerçevesinde sendikayı şeffaf bir şekilde yönetmekle görevli olup, kanun, tüzük ve  genel kurulun verdiği yetki dışında iş ve işlem yapabilmesi mümkün değildir.

2-Sendika yönetiminde şeffaflığın sağlanabilmesi, gerekli denetimlerin yapılabilmesi ve hesap verilebilirliğin sağlanması için kanun ve yerleşik hukuki kaideler bazı düzenlemeler ve uygulamalar getirmiştir. Sendika Ana Tüzüğü’nün 18. Md. göre “Alınan tüm kararlar kurul karar defterine yazılır ve kararların özeti alt birimlere yazılı olarak duyurulur. Sendika üyeleri karar süreçlerinin ve yönetim süreçlerinin tümüne katılım hakkına sahiptir ” Şeffaflık ve denetimin tesisi için zorunlu olan karar defteri sendika üyelerinden ve genel sekreter olarak şahsımdan kaçırılmaktadır. Şüphelilerden Serdar Aslan, sendika karar defterini uhdesinde tutmakta, 02.12.2016 tarihinden beri  bizlerle paylaşmamakta ve sürekli yanında taşımaktadır. Genel yönetim toplantılarına da sendika karar defteri getirilmemektedir. Sendika adına alınan kararların karar defterine işlenip işlenmediği, işlendiyse hukuka uygun şekilde işlenip işlenmediği  bilinmemektedir. Bu şekilde güveni kötüye kullanma suçu işlenmektedir.

3- Güvenlik-Sen genel kurulunda sunulan ve kabul edilen bütçede yönetim kurulunun yaptığı harcamaların hiçbirisi bulunmamaktadır. Yönetim kurulunun bir kısmının yaptığı bazı harcamaların kaynağı ve dayanağı hakkında şüpheli Serdar Aslan(Genel Başkan) ve diğer şüpheli Doğan Özdemir (Mali sekreter)’den genel sekreter Şenol bilgi almak istediğinde, şüpheliler genel sekreter ve başka hiç bir üyeye karar defterini göstermediği gibi yapılan harcamaların resmi belgeleri ve kayıtları da göstermemiştir. Sadece ekte bir örneğini sunduğum bir sayfalık kaşesiz imzasız hiçbir resmi niteliği olmayan belgede toplam 71.086,63TL harcama yapıldığı belirtilmiştir. Yapılan hiçbir harcama hiçbir yönetim kurulu toplantısında gündeme dahi getirilmemiştir. Bu güne kadar hemen hemen tüm yönetim kurulu toplantılarına katılmama rağmen ekte listede görünen harcamalarla ilgili hiçbir karar alınmamış, hiçbir tartışma yürütülmemiştir. Sendika karar defterleri sendikada bulunmadığından harcama kararlarının karar defterine işlenip işlenmediği konusunda hiç kimse hiç bir bilgiye sahip değildir. Bu nedenle karar defterine işlenmiş olsa da; şüpheliler tarafından toplantı yapılmış gibi gösterilme ve suç işleme konusunda ortak irade birliği içinde olunduğu, diğer yönetim kurulu üyelerinin bir kısmının imzasıyla karar alınmış gibi gösterilme ihtimali de vardır. Fakat gerek karar defterinde harcama yapma yetkisinin belirli sayıdaki yönetim kurulu üyelerinin imzasıyla usuli olarak kayıt altına alınsa da alınmasa da genel kurulda bütçede yer almayan hiçbir harcamanın yapılabilmesi mümkün değildir. Yapılması halinde zimmet suçu işlenmiş olacağı şüphesizdir.

4- Ayrıca yapılan harcamaları sendikadaki yönetici sıfatlarından kaynaklanan yetkileri kötüye kullanarak işledikleri için aynı zamanda güveni-görevi kötüye kullanma suçlarını da işlemişlerdir.

5-Genel Yönetim Kurulu’ndaki diğer genel sekreterler, sunmaları zorunlu olan raporları yönetim kuruluna sunmamaktadırlar.  Mali raporlar ve örgütlenme raporları yönetim kuruluna sunulmamakta, 6356 sayılı Kanun’un  30. md. göre tutulması zorunlu olan defter ve kayıtların usule uygun bir şekilde tutulup tutulmadığı bilinmemektedir. 6356 sayılı Kanun’un 29. md., sendikaların şeffaflığını  ve denetimini emreder. Buna göre; sendikaların denetimi kanun, sendika tüzüğü ve yönetmeliklere göre yapılmak zorundadır.  Kuruluşlar; faaliyet, dış denetim ve denetleme kurulu raporları ile genel kurul kararlarını uygun vasıtalarla derhal yayınlamak zorundadır. (29/3. Md) Sendika Ana Tüzüğü’nün 24. md göre  “Sendikanın gelir ve giderlerini, sendikanın amacı ve üyelerinin çıkarları doğrultusunda kullanmak, gelir ve giderlerini Genel Temsilciler Kurulu’nun bilgisine sunmak” genel  yönetim kurulunun görev ve yetkisi dahilindedir.

6-Sendika ana tüzüğünün 25. Md. göre; “Genel Başkan acil ve gerekli hallerde önceden alınmış bir Yönetim Kurulu kararı olmaksızın  bütçedeki ödeneğe uygun ve belgelere dayalı olarak brüt asgari ücret kadar harcama yapmaya yetkilidir. Harcama ve belgeleri Merkez Yönetim Kurulu’nun ilk toplantısına bilgi ve onay için sunar” Genel kural, genel kurul tarafından verilen yetki çerçevesinde harcama yapılmasıdır. Sendika ana tüzüğü, harcama yapma yetkisini açık bir şekilde yönetim kuruluna vermiştir. Bu kural, yönetim kurulunu da genel başkanı da bağlar.  Genel başkana ise sınırlı ve acil hallerde ve ancak yönetim kurulunun onayı ile harcama yapma yetkisi verilmiştir. Bu durumda da; genel başkan bütçedeki ödeneğe uygun ve belgelere dayalı olarak  brüt asgari ücret kadar harcama yapabilecek, bu harcamaları belgeleyecek ve yönetim kurulunun onayına sunacaktır.

7- Yönetim kurulu toplantılarında konuşulmayan, gündeme getirilmeyen buna rağmen usulü olarak karar defteri ve diğer resmi belgelerde usulüne uygun karar alınmış gibi göstermek, toplantı yapmış gibi göstermek evrakta sahteciliktir. Şüphelilerin yaptığı harcamalara bakıldığında; bu kuralların hiçbirine uyulmadığı net bir şekilde görülecektir.

8-Sendika Ana Tüzüğü’nün 26. Md. genel sekreterin görev ve yetkilerini tanımlamaktadır. Genel sekreterin ve sendikanın diğer organ ve kurullarının yetki ve görevlerini kullanması şüpheliler tarafından fiilen engellenmiştir.

9- Sendika Ana Tüzüğü’nün 18. Md. göre “Sendika üyeleri karar süreçlerinin ve yönetim süreçlerinin tümüne katılma hakkına sahiptir”.  Gene aynı maddeye göre “Toplantının gündemi toplantıya katılacaklara en geç 2 hafta önce bildirilir. Toplantılarda öncelikle gündemdeki konular konuşulur ve gündemdeki konular ile ilgili kararlar alınır kararların nasıl ve kimler tarafından uygulanacağının görev bölüşümleri yapılır”

Bu hüküm, katılımcı demokrasi ilkesini benimseyen sendikamızın temel ilkesini yansıtmaktadır. Ayrıca, bu hükümle şeffaflık ve hesap verilebilirliğin sağlanması, sendika yöneticilerinin aktif bir şekilde yönetimde görev alması amaçlanmıştır. Ancak, şüpheliler, bu ilkeyi hiçe saymış, sendika üyelerinin ve yöneticilerinin karar alma süreçlerine ve sendikal faaliyetlere katılmasını önlemiştir.  Hiç bir yönetim kurulu toplantısı, sendika üyelerinin katılımına açılmamış ve toplantı duyuruları usule uygun şekilde  yapılmamıştır.

10- Sendikaya üyelik aidatlarından gelen ilk birikmiş gelire yönetim kurulundaki şüpheliler tarafından el konulduğuna ilişkin şüpheler vardır.  Sendikanın banka hesap bilgileri, mali raporları bilinmediğinden, kanun ve tüzüğe rağmen bu hususlara ilişkin gerekli bilgilendirmeler yapılmadığından bu gelirin banka hesabına yatırılıp yatırılmadığı da bilinmemektedir. Bu yönde gelen tepkiler üzerine şüpheliler, 71.086,43 TL’lik bir harcama yaptıklarını sözlü olarak beyan etmiştir. Ancak, bu miktarda bir harcama yapılması yukarıda anılan hükümlerle çelişmektedir. Şüpheliler, yetkileri olmadığı halde usulsüz harcamalar yapmıştır. Yapılan bu harcamalar, Sendika Ana Tüzüğü’nün 27. md. de aykırıdır. Aynı zamanda da suç teşkil etmektedir.

Harcamaya konu gelirlerin ne zaman ve ne şekilde elde edildiği, miktarı,  sendikanın banka hesaplarına yatırılıp yatırılmadığı ve yatırılmışsa ne zaman yatırıldığı da bilinmemektedir. Bu harcamalar ile ilgili hiç bir rapor, karar, bilgi Genel Merkez’in Genel Kurulu’na da bildirilmemiştir. Yapılan bu harcamaların hiç birinin faturası sunulmamış, resmi olarak belgelenmemiştir. Sendikanın gelirinin nereye, ne kadar harcandığı, hangi karar, rapor ve yetkiye dayandırılarak harcandığı belli olmaması sonucunda bir yolsuzluk durumunun ortaya çıktığı açıktır. Anılan harcamaların bazıları ekte sunduğumuz tabloda da görülmektedir. Tabloda yer alan harcamaların hiçbiri usule uygun değildir.  Bu şekilde; güveni kötüye kullanma ve zimmet suçları işlenmektedir.

11-Sendika Ana Tüzüğü’nün 21. Md. göre sendika yöneticilerinin ücret, ödenek ve yollukları genel kurul tarafından tespit edilecektir. Ana Tüzüğün 69. Md. göre Sendika uzmanları gönüllü olarak çalışırlar. Genel Yönetim Kurulu ve Şubelerin Yönetim Kurulu Üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek, yolluklar ve tazminatlar Merkez Genel Kurulu tarafından tespit olunur.

Görüldüğü üzere, sendika uzmanları gönüllü olarak çalışacak olup, Genel Yönetim Kurulu ve Şubelerin Yönetim Kurulu Üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek, yolluklar ve tazminatlar Merkez Genel Kurulu tarafından tespit olunacaktır. Serdar Aslan, Cengiz Başaran ve adını bilmediğimiz bir kişi sendika ana tüzüğünün açık hükmüne aykırı şekilde maaşa bağlanmıştır. Bu şekilde; güveni kötüye kullanma ve zimmet suçları işlenmektedir.

12- Sendikanın bölge, şehir ve iş yeri temsilcilerinden üyelik bilgileri tarafımdan gizlenmiş, bilgi edinme istekleri cevapsız bırakılmış, sendikal örgütlenmenin önü  tüzük ve ilkelerimize aykırı şekilde kesilmiştir.

13-Bu keyfi ve usulsüz yönetime ve uygulamalara karşı çıkan  birçok sendika görevlisi, uzman ve üye  sendikadan ihraç edilmiş, hiç bir alt kurul ve üyeye bu hukuka aykırı uygulamalar konusunda  açıklama yapılmamıştır.

14- Örgütlenme raporlarının güncel üye bilgilerinin gerek tarafıma gerek sendika uzmanlarına veya örgütlenme çalışmasında bulunan üyelerine verilmediğinden bizzat işçi sendikasının yöneticileri olan şüpheliler tarafından sendikal örgütlenme özgürlüğümüz de ihlal edilmektedir.

15-Genel sekreterin sendika yönetim kuruluna gönderdiği İzmir 6. Noterliği’nin 15.12.2016 tarihli 12882 yevmiye nolu ihtarnamesiyle, şüpheliler uyarılmıştır. Anılan ihtarnamenin tebliğinden sonra şüpheliler genel sekreter Şenol’a hakaret ve tehdit etmişlerdir.

Bu olayların akabinde, 20.12.2016’da yapılan son Yönetim Kurulu toplantısında genel sekreter Salih Şenol’un istifa etmesi için baskı yapılmış, tehdit ve hakaret edilmiştir. Bu toplantıya da karar defteri getirilmemiş, Yönetim Kurulu imzası ile gerçeğe aykırı  bir metin yazılarak hukuka aykırılıklar şüpheliler tarafından örtbas edilmeye çalışılmıştır.  Hakaret ve tehdit suçları işlenmektedir.

16- Sendikamızın yasal organları olan  İşyeri Birim Komiteleri,  İşyeri Sendika Temsilciler Meclisi,  İşyeri Delegeleri Meclisi şüpheliler tarafından  yok sayılmakta,  bu organlara hiç bir bilgilendirme yapılmamaktadır. Örneğin;  24.12.2016 tarihinde düzenlenmiş olan İzmir Konak Belediyesi Delege Seçimi, seçime sadece 2 günden daha az bir zaman kala duyurulmuş, böylece antidemokratik ve usule uygun olmayan bir seçim yapılarak, bu dilekçede şikayet edilen kişilerin belirlediği üyelerin delege seçilmesi hedeflenmiştir. Ana tüzüğün 18. maddesinde yer alan, organların toplantılarında gündemlerin ve bilgilendirilmelerin 15 gün öncesinden yapılması zorunluluğu da böylece yok sayılmıştır.

Bir Cevap Yazın