Güvenlik-Sen Kurucuları ile Söyleşi: Erman Tan

Siz Güvenlik-Sen’in ilk kurucularındansınız. Sendika kurma fikri nasıl doğdu, sendikayı kurarken ne tür zorluklarla karşılaştınız? Sendika tüzüğünüz diğer sendika tüzüklerine göre daha demokratik, bütün işçilerin yönetimde söz, karar ve yetki sahibi olmasına olanak sağlıyor. Ayrıca görevini yapamayan yöneticilerin geri çağrılma ilkesi var, aidat asgari ücretin % 1’ini geçemez maddesi var, tüzüğün hazırlanmasıyla ilgili herhangi bir yardım aldınız mı?

Adım Erman Tan, Lider Güvenlik’te çalışıyorum. Aslında sendika kurma fikri, sendikamızın tüzüğünü yazan gönüllü sendika uzmanları, avukatlar ve akademisyenler tarafından ortaya atılmıştır. Ben o zaman arkadaşları tanımıyordum. Şimdiki Başkan Serdar Aslan bizi arkadaşlarla tanıştırdı. Gönüllü sendika uzmanları Karşıyaka Sanat Evi’nde bize eğitimler verdi.  Bizleri sendika kurma konusunda teşvik ettiler. İlk başta 15 kişi vardı sonra sayı azalmaya başladı, insanlar doğal olarak korkuyor ve sendika kurma riskini göze alamıyordu. Umut-Sen’den arkadaşların ikna çabalarının sonunda, 7 kişi sendikayı kurmak üzere resmi başvuruda bulunduk. Sendika tüzüğü zaten daha önce bu arkadaşlar tarafından çalışılarak hazırlanmış bir tüzüktü. Tüzükle ilgili ne benim ne de Serdar Aslan’ın herhangi bir katkısı yoktur. Zaten sendika tüzüğünün bizi cezbeden yanı aidat maddesi ve demokratik bir zemin sunmasıydı. Sendikamız ilk örgütlenmesini, gönüllü uzmanlarla birlikte Adem Karadaş arkadaş İzban’da çalıştığı için orada gerçekleştirdi.  İşyerinde arkadaşlarımıza sendika tüzüğünü anlatarak hızlıca örgütlenmeye başlamış olduk.

Güvenlik –Sen, 9 Nisan 2017 tarihinde 2.Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirecek. Siz sendikanın bir kurucu üyesi olarak işten atılma riskini göze alarak bu sendikada kurucu oldunuz. Bugün baktığınızda sendikanın geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? 9 Nisan’da yapılacak genel kurulda iki ayrı liste seçime gidecek, siz hangi listeyi destekleyeceksiniz, gerekçeleriyle birlikte kısaca anlatır mısınız?

Önce şundan bahsedeyim, şimdi seçim var ve başkan bize teşekkür ediyor. Daha 3 gün önce teşekkür yazısıyla ilgili yorum yaptım, onaylamadılar. Demek ki her şey gösteriş. Seçimi kazanmak için bizi kullanıyor. Ben bu senaryoyu ülkemde izliyorum zaten. Nasıl ülkede muhalefet susturuluyor, olmamış şeyler olmuş gibi anlatılıyor sendikada da aynı şeyler oluyor. Bir kez bile birimlere gitmeyenler, şimdi seçim yaklaşınca oy kaygısıyla birimleri dolaşıyor. Buradan soruyorum: Toplu sözleşme yapmış bir sendikayız, maaş günümüz bile belli değil, bu nasıl oluyor? Bunu belirlemek zor değil, netleşmesiyle ilgili çaba bile yok. Ben sendikanın içine düştüğü bu durumdan rahatsızlık duyuyorum. Sendika başlangıçta hangi mantık ve anlayışla kurulduysa oraya tekrar dönmelidir. Dolayısıyla sendikamızı bu durumdan kurtarmak ve yeniden gerçek kimliğine, özüne döndürmek için 9 Nisan’da yapılacak seçimlerde mevcut yönetimin karşısında İşçi Meclislerinin adayı Garip Karatay ve listesini destekleyeceğim. Garip Karatay ile ilgili karalama kampanyası başlatıldı. Amirlerin adamı olduğu söylendi, ben bunların hiçbirine inanmıyorum. Garip Karatay arkadaşımız daha önce yapılan olağanüstü kongre zamanında kendisine teklif edilen amirliği elinin tersiyle itmiştir. Reddetme gerekçesi de olağanüstü kongreyi kazanınca, bir amirin Güvenlik-Sen başkanı olmasını yanlış bulduğu içindir. İşçilerin gözünde Garip Karatay sınanmış ve sınavı geçmiştir. İnsanlara çamur atmak kolaydır. Herkes dönüp bu sendikada 4 yıl boyunca yöneticilik yapan ve bu sendikayı kayyum tehlikesiyle karşı karşıya getiren Serdar Aslan ve asıl yönetimde bulunan 4 kişiye baksın!

Bir Cevap Yazın