Güvenlik-Sen Kurucuları ile Söyleşi: Adem Karadaş

Siz Güvenlik-Sen’in ilk kurucularındansınız. Sendika kurma fikri nasıl doğdu, sendikayı kurarken ne tür zorluklarla karşılaştınız? Sendika tüzüğünüz diğer sendika tüzüklerine göre daha demokratik, bütün işçilerin yönetimde söz, karar ve yetki sahibi olmasına olanak sağlıyor. Ayrıca görevini yapamayan yöneticilerin geri çağrılma ilkesi var, aidat asgari ücretin % 1’ini geçemez maddesi var, tüzüğün hazırlanmasıyla ilgili herhangi bir yardım aldınız mı?

İsmim ADEM KARADAŞ, İzban’da çalışıyorum. Sendikamızın ilk kurucularındanım. Sendika kuruluşu için çok çaba sarf ettik, birkaç kez toplantı yaptık. Neden sendika kurmamız gerektiği ve sendika kuruluşuyla ilgili sendikamızın tüzüğünü hazırlayan arkadaşlar tarafından eğitimler aldık. Karşıyaka Kültür Merkezi’nde ilk toplantımızı gerçekleştirdik. Sonra benim de içerisinde olduğum 7 kişi sendikanın kurulmasıyla ilgili resmi başvuruda bulundu. Sendika kurma konusunda bizi teşvik eden gönüllü arkadaşlar, sendikamızın diğer sendikalardan farklı olacağını, tüzüğünün farkı olacağını, bir model sendika olacağını anlatmışlardı. Mesela işçi olmayan gönüllü arkadaşlar vardı, onlar güvenlik işçileriyle tek tek tanışıp sendikaya üye olmaları konusunda çalışıyorlardı. Sendikamızın ilk adresi zaten bu gönüllü arkadaşlardan bir tanesinin Harmandalı’ndaki evinin adresidir. Daha sonra Konak’ta ilk yerimizi tuttuk. Öğrenci ve gönüllü arkadaşlarla birlikte sendikanın temizlenmesini, boya badanasını yaptık. Sendikaya masa, sandalye gerekiyordu bu arkadaşların ilişkileri üzerinden sağladık. Zaten o zaman sendikanın herhangi bir geliri yoktu. Konak’ta 2013 yılında tuttuğumuz yerin kirası 900 TL idi. Tüm kira gideri bu gönüllü arkadaşlar tarafından karşılandı. Serdar Aslan şimdi çıkıp sendikayı “Ben kurdum” diyor. Yalan söylüyor, tek kelimeyle ayıp ediyor. İnsanların emeğini hiçe sayan biri emek savunucusu olamaz! Konak’ta tuttuğumuz yerde birçok kez eğitim yaptık, İstanbul’dan gönüllü avukatlar geldi, bizlere eğitim verdi. Bütün bu eğitimler sendikamızın tüzüğünü hazırlayan insanlar tarafından gerçekleştirildi. Zaten bizim sendika tüzüğümüzde paralı uzmanlık, paralı avukatlık yoktur. Bu arkadaşlar da her şeyi gönüllü yapmışlardı.

Güvenlik –Sen, 9 Nisan 2017 tarihinde 2.Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirecek. Siz sendikanın bir kurucu üyesi olarak işten atılma riskini göze alarak bu sendikada kurucu oldunuz. Bugün baktığınızda sendikanın geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? 9 Nisan’da yapılacak genel kurulda iki ayrı liste seçime gidecek, siz hangi listeyi destekleyeceksiniz, gerekçeleriyle birlikte kısaca anlatır mısınız?

Ben uzun yıllardan beri İzban’da çalışıyorum. Çalışma koşulları gerçekten kötü. İnsanlar kolayca sendikaya üye olmuyor, korkuyor, bekliyor… Biz buna rağmen İzban’da ciddi bir örgütlenme yakaladık. Sonra sendika yönetiminin hataları yüzünden bizim üyelerimizin çoğu Güvenlik-İş Sendikası’na üye oldu. Sendikacılık sadece sendika odasında oturmakla olmuyor! İşçilerin sorunlarını dinleyeceksiniz, çözüm bulmaya çalışacaksınız. Mevcut yönetimin bazen bir yıl boyunca bile İzban’daki üyelerimize gitmediği zamanlar oldu. Bir kere bile İzban’daki üyelerimizle toplantı yapılmadı. Bunları eleştirdiğimizde sendika yöneticileri tarafından kötü adam ilan edildik, facebook sayfalarına girişimiz engellendi vs. Şimdi gelinen noktada sendikada bazı eksiklikler, usulsüzce yapılan işlemler var.  Bu zaten kamuoyuna paylaşılmış durumda. Sendika yönetiminin genel kurul yapmadan harcadığı paralar var, bunlarla ilgili savcılık soruşturması var. Belki de sendikamız kayyumla karşı karşıya… Az önce de söylediğim gibi, bugün geldiğimiz noktada artık sendika meclis anlayışından, ilkelerinden uzaklaşmıştır. Bizi bugüne kadar karalayan, dışlayan, sayfalardan atan Serdar Aslan şimdi kalkmış bize ‘teşekkür’ ediyor.  Bu ‘teşekkür’ sadece bir seçim yatırımıdır.

11 Ocak 2015 tarihinde yapılan olağanüstü kongrede, Sinan Toprak tarafından yapılan konuşmada Serdar Aslan’ın kendisine “Daha ne kadar güvenlik işçisi olacağız, profesyonel yönetici olalım, pastayı birlikte paylaşalım.” teklifini açıklarken; Serdar Aslan bunun yalan olduğuna dair hiçbir itirazda bulunmamış ve söylediğini kabul etmiştir. Sonradan gelişen süreçlerde zaten Serdar Aslan’ın gerçek niyetleri ortaya çıkmıştır, resmi kongreye katılan herkes buna şahittir.

Yine olağanüstü kongrede, Serdar Aslan’ın asıl yönetime alma sözü verdiği Hüseyin Ünlü ve Halil Uysal, asıl yönetim yerine yedeğe girince Halil Uysal üç gün sonra sendikamızdan istifa ederek Güvenlik-İş Sendikası’na geçmiş,  İz-Su biriminden Güvenlik-Sen üyesi işçileri de sendikamızdan istifa ettirerek Güvenlik-İş Sendikası’na geçirmiştir. Hüseyin Ünlü ile yapılan görüşmede, Halil Uysal’a bu işleri kendisinin yaptırdığını, Serdar Aslan’dan intikam aldığını söylemiştir. Bu durum Serdar Aslan’a ve sendika yöneticilerine aktarılmış, Hüseyin Ünlü’nün Disiplin Kurulu’na sevki istenmiştir. Ancak sendika yönetimi bırakın Disiplin Kurulu’na sevki Hüseyin Ünlü için hiçbir işlem yapmadığı gibi sendikaya karşı suç işlemiş olmasına rağmen bu şahsı 9 Nisan’da gerçekleştirilecek kongrede asıl yönetim listesine almıştır.

Sevgili delege ve üyelerimiz, 9 Nisan’da yapılacak seçim 4 yıl boyunca sendikamızın geleceğini belirleyecek bir seçimdir. Sendikamızı hep birlikte kurduk, şimdi Serdar Aslan ve asıl yöneticiler tarafından bataklığa doğru sürüklenmeye çalışılan sendikamızı kurtarma sorumluluğuyla her birimiz karşı karşıyayız.

Ben bu sorumlulukla kurucu üye olarak 9 Nisan’da yapılacak seçimlerde, başından beri savunduğum İşçi Meclisleri anlayışını ve adayını GARİP KARATAY ‘ın listesini destekliyorum.

 

Bir Cevap Yazın