Güvenlik-Sen Kurucuları ile Söyleşi: Adem Karadaş

Siz Güvenlik-Sen’in ilk kurucularındansınız. Sendika kurma fikri nasıl doğdu, sendikayı kurarken ne tür zorluklarla karşılaştınız? Sendika tüzüğünüz diğer sendika tüzüklerine göre daha demokratik, bütün işçilerin yönetimde söz, karar ve yetki sahibi olmasına olanak sağlıyor. Ayrıca görevini yapamayan yöneticilerin geri çağrılma ilkesi var, aidat asgari ücretin % 1’ini geçemez maddesi var, tüzüğün hazırlanmasıyla ilgili herhangi bir yardım aldınız mı?

İsmim ADEM KARADAŞ, İzban’da çalışıyorum. Sendikamızın ilk kurucularındanım. Sendika kuruluşu için çok çaba sarf ettik, birkaç kez toplantı yaptık. Neden sendika kurmamız gerektiği ve sendika kuruluşuyla ilgili sendikamızın tüzüğünü hazırlayan arkadaşlar tarafından eğitimler aldık. Karşıyaka Kültür Merkezi’nde ilk toplantımızı gerçekleştirdik. Sonra benim de içerisinde olduğum 7 kişi sendikanın kurulmasıyla ilgili resmi başvuruda bulundu. Sendika kurma konusunda bizi teşvik eden gönüllü arkadaşlar, sendikamızın diğer sendikalardan farklı olacağını, tüzüğünün farkı olacağını, bir model sendika olacağını anlatmışlardı. Mesela işçi olmayan gönüllü arkadaşlar vardı, onlar güvenlik işçileriyle tek tek tanışıp sendikaya üye olmaları konusunda çalışıyorlardı. Sendikamızın ilk adresi zaten bu gönüllü arkadaşlardan bir tanesinin Harmandalı’ndaki evinin adresidir. Daha sonra Konak’ta ilk yerimizi tuttuk. Öğrenci ve gönüllü arkadaşlarla birlikte sendikanın temizlenmesini, boya badanasını yaptık. Sendikaya masa, sandalye gerekiyordu bu arkadaşların ilişkileri üzerinden sağladık. Zaten o zaman sendikanın herhangi bir geliri yoktu. Konak’ta 2013 yılında tuttuğumuz yerin kirası 900 TL idi. Tüm kira gideri bu gönüllü arkadaşlar tarafından karşılandı. Serdar Aslan şimdi çıkıp sendikayı “Ben kurdum” diyor. Yalan söylüyor, tek kelimeyle ayıp ediyor. İnsanların emeğini hiçe sayan biri emek savunucusu olamaz! Konak’ta tuttuğumuz yerde birçok kez eğitim yaptık, İstanbul’dan gönüllü avukatlar geldi, bizlere eğitim verdi. Bütün bu eğitimler sendikamızın tüzüğünü hazırlayan insanlar tarafından gerçekleştirildi. Zaten bizim sendika tüzüğümüzde paralı uzmanlık, paralı avukatlık yoktur. Bu arkadaşlar da her şeyi gönüllü yapmışlardı.

Güvenlik –Sen, 9 Nisan 2017 tarihinde 2.Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirecek. Siz sendikanın bir kurucu üyesi olarak işten atılma riskini göze alarak bu sendikada kurucu oldunuz. Bugün baktığınızda sendikanın geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? 9 Nisan’da yapılacak genel kurulda iki ayrı liste seçime gidecek, siz hangi listeyi destekleyeceksiniz, gerekçeleriyle birlikte kısaca anlatır mısınız?

Ben uzun yıllardan beri İzban’da çalışıyorum. Çalışma koşulları gerçekten kötü. İnsanlar kolayca sendikaya üye olmuyor, korkuyor, bekliyor… Biz buna rağmen İzban’da ciddi bir örgütlenme yakaladık. Sonra sendika yönetiminin hataları yüzünden bizim üyelerimizin çoğu Güvenlik-İş Sendikası’na üye oldu. Sendikacılık sadece sendika odasında oturmakla olmuyor! İşçilerin sorunlarını dinleyeceksiniz, çözüm bulmaya çalışacaksınız. Mevcut yönetimin bazen bir yıl boyunca bile İzban’daki üyelerimize gitmediği zamanlar oldu. Bir kere bile İzban’daki üyelerimizle toplantı yapılmadı. Bunları eleştirdiğimizde sendika yöneticileri tarafından kötü adam ilan edildik, facebook sayfalarına girişimiz engellendi vs. Şimdi gelinen noktada sendikada bazı eksiklikler, usulsüzce yapılan işlemler var.  Bu zaten kamuoyuna paylaşılmış durumda. Sendika yönetiminin genel kurul yapmadan harcadığı paralar var, bunlarla ilgili savcılık soruşturması var. Belki de sendikamız kayyumla karşı karşıya… Az önce de söylediğim gibi, bugün geldiğimiz noktada artık sendika meclis anlayışından, ilkelerinden uzaklaşmıştır. Bizi bugüne kadar karalayan, dışlayan, sayfalardan atan Serdar Aslan şimdi kalkmış bize ‘teşekkür’ ediyor.  Bu ‘teşekkür’ sadece bir seçim yatırımıdır.

11 Ocak 2015 tarihinde yapılan olağanüstü kongrede, Sinan Toprak tarafından yapılan konuşmada Serdar Aslan’ın kendisine “Daha ne kadar güvenlik işçisi olacağız, profesyonel yönetici olalım, pastayı birlikte paylaşalım.” teklifini açıklarken; Serdar Aslan bunun yalan olduğuna dair hiçbir itirazda bulunmamış ve söylediğini kabul etmiştir. Sonradan gelişen süreçlerde zaten Serdar Aslan’ın gerçek niyetleri ortaya çıkmıştır, resmi kongreye katılan herkes buna şahittir.

Yine olağanüstü kongrede, Serdar Aslan’ın asıl yönetime alma sözü verdiği Hüseyin Ünlü ve Halil Uysal, asıl yönetim yerine yedeğe girince Halil Uysal üç gün sonra sendikamızdan istifa ederek Güvenlik-İş Sendikası’na geçmiş,  İz-Su biriminden Güvenlik-Sen üyesi işçileri de sendikamızdan istifa ettirerek Güvenlik-İş Sendikası’na geçirmiştir. Hüseyin Ünlü ile yapılan görüşmede, Halil Uysal’a bu işleri kendisinin yaptırdığını, Serdar Aslan’dan intikam aldığını söylemiştir. Bu durum Serdar Aslan’a ve sendika yöneticilerine aktarılmış, Hüseyin Ünlü’nün Disiplin Kurulu’na sevki istenmiştir. Ancak sendika yönetimi bırakın Disiplin Kurulu’na sevki Hüseyin Ünlü için hiçbir işlem yapmadığı gibi sendikaya karşı suç işlemiş olmasına rağmen bu şahsı 9 Nisan’da gerçekleştirilecek kongrede asıl yönetim listesine almıştır.

Sevgili delege ve üyelerimiz, 9 Nisan’da yapılacak seçim 4 yıl boyunca sendikamızın geleceğini belirleyecek bir seçimdir. Sendikamızı hep birlikte kurduk, şimdi Serdar Aslan ve asıl yöneticiler tarafından bataklığa doğru sürüklenmeye çalışılan sendikamızı kurtarma sorumluluğuyla her birimiz karşı karşıyayız.

Ben bu sorumlulukla kurucu üye olarak 9 Nisan’da yapılacak seçimlerde, başından beri savunduğum İşçi Meclisleri anlayışını ve adayını GARİP KARATAY ‘ın listesini destekliyorum.

 

Güvenlik-Sen Üyeleri ve Delegelerine Teşekkür

İşçi ve delege yoldaşlarımıza, kardeşlerimize teşekkürler. Bugün itibariyle Güvenlik-Sen İşçi Meclisi 150 delegenin örgütlü ilkeli desteğini almış durumdadır. Bu sayı tüzüğümüzde şaibeli yönetimin arzu ettiği değişiklikleri imkansız hale getiren bir sayıdır. Ve kongrenin sonucunu meclis lehine çevirecek bir sayıdır. Biz devrimci işçi sınıfı mücadelesine olan inancımızla, demokratik bir tartışma süreçleriyle yurdun dört bir yanındaki örgütlü birimlerimizden saptadığımız adaylarımızla kalan 15 günlük sürede bu sayıyı iki katına çıkaracağımıza, kurucusu olduğumuz sendikamızı hırsızların taşıdığı kayyum tehlikesinden kurtaracağımıza söz veriyoruz. Delegelerimizin eline ulaşan Denetleme Kurulu Raporu’nun sahte olduğunu bizzat bu raporun kayyum tehlikesini artırdığını bir kez daha delegelerimize duyuruyoruz. Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiç birimiz!

İşçi Meclisleri Adına Başkan Adayı Garip KARATAY

DİSK Güvenlik-SEN İşçi Meclisleri Taahhütnamesi

Sevgili üye ve delege arkadaşlar sendikamızın yönetiminin yaptığı zimmet ve usulsüzlükler üzerine ortaya çıkan durumla ilgili olarak, İzmir Cumhuriyet Savcılığı tarafından bir soruşturma yürütülmektedir. Dosyaya ek belgeler ve dilekçeler işlenmeye devam etmektedir. Gönüllü avukatlar, İŞÇİ Meclisleri adına dosyaya taraf olmuş durumdadır. Avukatlar  sadece usulsüzlük ve zimmet suçu işleyenlerin yargılanması sendikanın kayyuma gidişinin engellenmesi için çaba sarf etmektedir. Ancak son dağıtılan  faaliyet raporunda bulunan denetleme kurulu raporunun sahte çıkması, usulsüzlüklerin üstünü örterek delegelerin suça ortak edilmeye çalışılması kayyum tehlikesini arttırmıştır. sendikamız yönetimindeki şaibeli yöneticiler hırsları uğruna yurdun tüm işyerlerindeki toplu sözleşme süreçlerini tehlikeye sokmuştur.Sendikamıza çöreklenmiş bu kamburdan kurtulmak için  tüm delege ve sendikamıza üye arkadaşlarımızın sendikamıza ve geleceğimize sahip çıkmak için ayağa kalkmalıdır. Toplu sözleşme halklarımızın ortadan kalkmaması, ücretlerimizin düşmemesi için her üye sendikamızın geleceği için görev alarak sendikamıza sahip çıkmalıdır.

Bizler işçi meclisleri adayları olarak, sendikamızın içinde bulunduğu kayyum tehlikesine karşı, ortak bir sorumlulukla, 9 Nisan 2017 tarihinde yapılacak Güvenlik-Sen 2. Olağan Genel Kurulu’nda genel merkez yöneticiliğine adayız. Seçimi kazandığımız andan itibaren aşağıda belirtilen maddeleri yerine getirmekle kendimizi yükümlü ve sorumlu tutuyoruz. Aşağıdaki maddelerden en az bir tanesini yerine getiremediğimiz yada aksi bir tutum içine girdiğimiz an suç işlemiş olacağımızı dolayısıyla Güvenlik Sen başkanlığı ve yöneticiliğinden derhal istifa edeceğimizi açıkça beyan ediyoruz.

1.) Tüzüğümüzün 66 maddesinde açıkça belirtilen “üye aidatı tutarı, her yıl açıklanan brüt asgari ücretin yüzde biridir” maddesi bizler açısından kırmızı çizgimizdir. Tüzüğün bu maddesinin değiştirilmeye çalışılması karşısında yönetim de olmasak bile mücadele edeceğimize söz veriyoruz. Tüzüğümüzde belirtilen 1/10 delege yapısı yönetim tarafından 1/40’a çıkartılmaya çalışılıyor. işçilerin iradesinin hiçe sayıldığı bu anlayış karşısında tüzüğümüzün bu maddesi değiştirilmeyecek, söz veriyoruz.

2.) Profesyonel yönetici olan sendika yöneticilerinin aldığı aylık maaş, güvenlik iş kolunda çalışan güvenlik işçilerinin aylık maaşını geçmeyecektir. Sendika içerisinde avukatlıktan, daire hizmetlerine gerekli bütün iş bölümü gönüllü kişilerden, dayanışma ilişkileri ile oluşturulmaya çalışılır. Ancak gönüllü çalışmanın dışında, sürekli, tam zamanlı ve yoğun işlerin gereksinimleri için belirli dönemlerde profesyonel çalışmaya izin verilebilir. Böyle işler için profesyonel olacak kişilerin, işçi meclislerinin ortak kararına göre öncelikle Güvenlik-Sen üyesi işçilerin kendi içerisinden seçilmesi muhakkak birincil tutulur. Uzmanlık gerektiren işlerde, işçilerin bu uzmanlıkları edinmesi için gerekli eğitimi ve öğretimi sağlamak sendikanın zorunluluğudur. Ancak uzmanlık gerektiren işlerin aciliyet arzetmesi durumunda işçilerin ve sendikanın dışından profesyonel çalışma ilişkisi kurulabilir.Sendikanın açılıp kapanması için dışarıdan birine sendika kasasından maaş bağlamak yerine, sendikaya üye işçilerin belirli dönemlerle sendikanın açılıp kapanmasını sağlayacak bir düzen kuracağız. Şu anki yönetimin sendikayı açık tutmak için sendika kasasından harcadığı  parayı dayanışma sandığına aktaracağız. Söz veriyoruz.

3.) Hem mücadele hem dayanışma. Tüm üyelerimizin dahil olacağı aylık yatırılacak ortak miktarı tüm üyelerimizin belirleyeceği bir DAYANIŞMA SANDIĞI kuracağız. Dayanışma Sandığından yararlanma şart ve koşulları da üyelerimiz belirleyecek. Anne, baba, eş ‘ve çocuklarımızın hastalık, ölüm, düğün ‘ve çocukların eğitim sürecine destek bursları bu sandık içinden karşılanacak. Altı ay içinde bunu uygulamaya koyacağız. Söz veriyoruz.

4.) Ücretsiz Dayanışma Tatil Sitesi kuracağız.  Sendikanın kasasından tek bir kuruş harcamadan, sahil belediyelerinden biriyle anlaşarak 30-40 yıllığına sembolik ücretle bir arazi kiralayıp, bungalov odalar, ortak mutfak, ortak çamaşırhane ortak bulaşıkhane vb. bir işleyişle ortak iş bölümü ile ailelerimiz tatil yapacağı, Çocuklar için bilim, felsefe, matematik, oyun, spor atölyelerinin olacağı bir ortamı hep birlikte yaratacağız.

5.) Ege, Marmara, Anadolu Güvenlik Sen şubeleri hemen kurulacak. Yönetim kurulunun ilk kararı şubeleri kuracak beşer kişilik heyetin atamasını yapmak olacak. Ataması yapılacak heyet işyeri meclislerinin kararı ile saptanacak.  Kiralanacak şube binalarının mobilyası için sendika kasasından tek kuruş harcanmayacak. Dayanışma ile temin edilecek. Söz veriyoruz.

6.) Kamu İhale Kanunu, Kamu İşverenleri Sendikası ve Yüksek Hakem Kurulu biçimdeki sermaye ve devletin taşeron işçiyi boğmak, yoksulluğa mahkum etmek için kurduğu sömürü cenderesini dağıtacağız. Belediyelerdeki diğer personellerle ücret ve sosyal hak eşitliği sağlamak için ek protokol mücadelesini hep birlikte vereceğiz ve başaracağız. Söz veriyoruz.

7.) Tüm Şubeler ve Genel Merkezde en az onar kişinin olduğu Gönüllü akademisyen, avukat ve uzmanlardan  oluşan Toplu Sözleşme ve Sorun Çözme Grupları oluşturacağız. Üç vardiya çalışan güvenlik işçilerinin sendikası da 24 saat açık olacak. Sendika yöneticileri nöbetçi olacak, işçilerden gelen tüm  soruları yanıtlayacak, tüm telefonları açacaklar. Bunu uygulamayan yöneticinin görevine son verilecek. Söz veriyoruz.

8.) Sendika kasasından yapılacak her türlü harcama şeffaf biçimde hem sendika ve şube binalarına asılacak hem de Sendikanın internet sitesinde aylık tablolar halinde ayrıntılı yayınlanacak.

9.) Eğitim olmadan sınıf mücadelesi olmaz. Gönüllü Akademisyen, Avukat, Psikolog ve uzmanlardan oluşan geniş bir Eğitim Planlama ve Çalışma Grubu Bir ay içinde kurulacak. İşçi Hakları, Kanunlardan kaynaklı haklar, kadının insan hakları, çocuk hakları, hayvan hakları, İşçi ve Sınıf Mücadelesi Tarihi, Sınıf Kimliği, Öfke Eğitimi, İş Sağlığı, İş Güvenliği Eğitimi gibi başlıklarda her iş yerinde aylık periyotlarla düzenli eğitimler verilecek. Söz veriyoruz.

10.) Meclis anlayışın kazanmasının ardından yapılacak tüm Toplu Sözleşme Görüşmelerine ilgili işyerinden bu amaçla tüm işçilerin onaşması ile seçilmiş en az üç işçi katılacak. Sendika yöneticileri hiç bir görüşmeyi ilkesel olarak işçiler olmadan yürütmeyecek. Söz veriyoruz.

GÜVENLİK SEN İŞÇİ MECLİSLERİ ADAYI GARİP KARATAY

Büyük Vurgun İfşa Oldu!

10.01.2015’te yapılan 1. Olağanüstü Kongrede yapılan Tahmini Bütçe gider içeriği kira, apartman aidatı, telefon kalemlerini içerip 6.000 TL sınırındaydı. 2016 yazında sendika kasasına toplu sözleşmelerden kaynaklanan aidat paraları girmeye başladı. Ve hukuksuzluk tam da bu noktada başladı. Sendikalar kanunu der ki, eğer sendikaya para girmeye başladıysa ve mevcut tahmini bütçenin kalem ve miktarını aşan bir harcama gerekiyorsa, yapılması gereken ilk iş parayı harcamak değil, hemen bütçe gündemiyle genel kurulu toplayıp ve yeni bir Tahmini Bütçe yapıp harcama yapılacak yeni kalem ve miktarları belirtmektir. Tek bir kuruş bile olsa parayı harcamak ancak bu yolla mümkündür. Savcılık soruşturmasının başladığı yer burasıdır. 2016 yaz aylarında ilk giren 80 bin liranın, 72 bin lirası on gün gibi kısa bir süre içinde harcanmıştır. Bu miktar son ulaşan sahte rapora göre 200.000 TL’ye ulaşmıştır, 9 Nisan’a kadar 350.000 TL’yi aşması muhtemeldir. Ve bu harcamanın tek bir hukuki dayanağı yoktur. Tahmini Bütçe gider miktarı bütçe dışı olarak 150 kat aşılmış, yağma düzeyine varmıştır. Yemek, içmek, otel, araç vb. her şey sendika aidatlarınca yapılmaktadır. Yasa ihlal edilmiş, tüzük ihlal edilmiş ve yaratmaya çalıştığımız mücadele ahlakı ve ilkeleri ayaklar altına alınmıştır. Denetleme Kurulu altında Genel Başkan ve Mali Sekreteri’in de imzası olan Savcılık Tutanağı belgesine göre bu süre boyunca hiçbir denetimde bulunulmamış, rapor hazırlanmamıştır. 17 Ocak 2017 tarihli belgeye göre, denetleme kurulu defteri noter ibrazlı fakat boş ve kullanılmamış durumdadır. Ancak 9 Nisan Kongresi için delegelere gönderilen ve 2 Denetleme Kurulu üyesinin imzası bulunan Denetleme raporunda bu denetimler 3 ayda bir yapılmış gibi gösterilmiş, delegeler aldatılmaya çalışılmıştır. Şayet belge ortaya çıkmasaydı soygun delegelere sahte raporla aklattırılmış olacaktı. Bu rapor altında imzası olan 2 kişi de zan altındadır. Sendikamız yönetim eliyle gider ayak kayyuma götürülmeye çalışılmakta, ‘bana yar olmayanı kimseye yar etmem’ anlayışı ile sorumsuzca hareket edilmektedir. Tüm Güvenlik-Sen üye ve delegeleri ayağa kalkmalıdır. Hesap sormalıdır. Yönetim kurulu derhal istifa etmelidir. 9 Nisan’da toplanacak genel kurulumuzun bütçe dışı harcanmış yaklaşık 345 bin lirayı hukuken aklama ya da ibra etme yetkisi yoktur. Genel Kurulumuz sadece 2015 Olağanüstü genel kurulunun tahmini bütçesinin gider kalemi olan 6000 TL’yi aklayabilir, ibra edebilir. 345.000 TL harcayanlarca geri iade edilmelidir.  Savcılık İddianamesi ortaya çıkmadan çaldıkları minareye kongreyle kılıf arayanlar faka basmış, yakayı kötü biçimde ele vermiştir. Şimdi tüm üyelerimize düşen görev, sorumluluk alarak sendikamıza sahip çıkmak, yönetimin bizi taşıdığı kayyum belasından kurtarmak, toplu sözleşme haklarımızı korumaktır.
Unutmayalım ki çalınan emeğimizdir, çocuklarımızın ekmeği ve geleceğidir. Bu yüzden hem sendikamıza hem de emeğimize sahip çıkalım. Dayanışmanın ve emeğin değerini ve şeffaflığın önemini herkese gösterelim.

 

Sonun Başlangıcı: Kongre Neden İptal?

“Kongreyi iptal ettirmeye çalışıyorlar” diye yaygara yapıp, ne olursa olsun biz bu kongreyi 26 Mart’ta gerçekleştireceğiz diyenler, dün akşam yönetimdeki dört üyenin imzasıyla hiç bir delegeye sormadan kongreyi belirsiz bir tarihe erteleyip iptal ettiler. Bu karar hem sendikamızı kamuoyu karşısında rezil etmiş, hem kongre konusunda takvim hazırlığı yapmış delegeleri mağdur etmiş, hem de sendikamıza yeni mali külfetler yüklemiştir. Kongre iptaliyle oluşacak ek maliyet, doğrudan kararın altında imzası olan dört kişinin cebinden karşılanması gereklidir. İşçilerin aidatlarını usulsüzce, sorumsuzca harcayan bir sendika yönetimi söz konusudur. Şaibeli durumda olan bu kişilerin aynı zaman basit bir kongreyi bile organize etme becerilerinin de olmadığı ortadadır. Savcılık iddianamesi ortaya çıkıp rezilliklerini kamuoyu duymadan kongreyi halledelim acelesi ile Temmuz’da yapılması olağan olan kongreyi referandumun ortasına koyanlar, bizlerin HAYIR çalışmasını sekteye uğrattılar. Şimdi yetmiyormuş gibi kongre iptaliyle bu engeli büyüttüler. Gözüken o ki, kendi hesaplarından başka kimseye hayırı olmayan bu kişiler koltuklarında kalabilmek için her tür yalanı söyleyebilir, her hileye başvurabilir. Sorunsuz, şikayetsiz tek bir işyerimiz yok. Üyelerimizi sorunlarını çözecek tek yol olan sendikal mücadeleden de alıkoyuyorlar. Biz ciddi hazırlıklarla geliyoruz… Kendimizden, birikimimizden eminiz. İşçilerin örgütlü gücüyle her şeyin üstesinden gelebileceğimizi biliyoruz. Tüm emekçi ve sol kesimlerin büyük bir dayanışma gösterdiği bir çalışma yürütüyoruz. İşçilerden kaçarak kimse kurtulamaz… Haklıyız, Kazanacağız!

Bu Da Oldu: İş Veren Temsilcileri İşçi Sendikasında Tek Adamlığa Oy Verecek

26 Mart Pazar günü yapılacak olan Güvenlik-Sen 2. Olağan Kongresi’nde Ankara Çankaya Belediyesi Delege listesinde, Çankaya Belediyesi alt işveren şirketin müdürü ve 5 şirket amiri Güvenlik-Sen delegesi olmuştur.

İşveren Temsilcileri, İşçi Sendikasının Delegesi Oldu 

Güvenlik-Sen işçi sendikasıdır. İşveren sendikası değildir. İş veren temsilcileri hiç bir değere uymayan bir durum ile bir işçi sendikası seçimlerine katılacaklardır.

Serdar Arslan ve ekibi talihsiz bir duruma daha imza atmış bulunmaktadırlar. Dibin ne kadar derin olduğunu bize öğretikleri bu süreçte, her seferinde bizi yeniden şaşırtmayı başarıyorlar.

Bizlerin geleceğine işverenlerin karar vermesi, buna müsaade edilmiş olması, bağlı bulunduğumuz konfederasyonumuza ve tüm Güvenlik-Sen camiasına hakarettir.

Sarı Sendika Olmak İçin Başladıkları Yarışa Son Vereceğiz

Yönetimin hakkındaki savcılık soruşturması devam ettiği için, iddianame çıkmadan apar topar kongre toplayan başkanı, yönetime şark ilişkileri ile istediği kişileri alabilmek için yeni bitme güvenlik sertifikası aldırdığı ortaya çıkınca dibin daha da derinleşebileceğini hepimize göstermişti. Meğerse dip çok daha derinmiş, koltuğun korunması için daldıkları bu karanlık yolculukta işverenlerin baskı sistemini de yanlarına almaktan çekinmemişler…

Fakat bütün bu kıvranışlar, dibe vurmayı sadece yakınlaştırıyor. Güvenlik-Sen İşçi Meclisleri ve işçilerin mücadelesi kurulan bütün kirli ittifakları yerle bir edecek.

Hem Ülkede, Hem Sendikada ‘Tek Adamlığa Hayır!’

Güvenlik-Sen İşçi Meclisleri, Güvenlik-Sen 2.Olağan Kongresine giderken kongre çalışmalarının yanında güvenlik işçilerinin ‘hayır’ sesini yükseltmeye devam ediyor.

Güvenlik-Sen İşçi Meclisleri 26 Mart’ta İzmir Çiğli Belediyesi 2.kat konferans salonunda gerçekleştirilecek olan kongre yaklaşırken bir yandan sendikal bürokrasi ve Güvenlik-Sen’i sarı sendikaya çevirmek isteyen ‘tek adam’ anlayışına bir yandan da memleketin terk edilmek istendiği ‘tek adam’ anlayışına karşı mücadeleyi bir arada sürdürüyor.

Güvenlik-Sen İşçi Meclisi Başkan adayı Garip Karatay, sendikada ya da ülkenin genelinde her şeyi tekelinde bulundurmak isteyen tek adam anlayışına ‘hayır’ dediklerini ifade ederek, ‘’Toplumun en küçük biriminden başlayarak biat kültürü yaygınlaştırılmak isteniyor. İktidar ve para hırsı toplumu çürütüyor. Biz bu yaklaşımı üyesi olduğumuz Güvenlik-Sen’in yönetiminde görüyoruz. Sendika kavramının içi boşaltılarak, işçilerin emeği ile kurulan kurumu üç-beş insanın köşeyi döndükleri bir şirket haline getirmek istiyorlar. Karşı koyduğumuz bu anlayış bir tane insan ve etrafındakiler iktidarını korusun diye memleketin her yanında hakim kılınmak isteniyor’’ dedi.

Güvenlik-Sen’de karşılaştıkları tablo ile Başkanlık Sistemi olarak memlekete dayatılan tablonun aynı olduğunu belirten Karatay, ‘’Bütün emeği işçiler, emekçiler veriyor ama birileri bu emek üstünden kendi hayatlarını güvence altına almak için hiçbir şekilde hukuk tanımadan hareket edebiliyorlar. Yaptıkları her yanlışın faturası yine halka çıkıyor. Savaşlar, ekonomik kriz, özgürlüklerin kısıtlanması ile çöken sistem halkın üzerine çöküyor. İş cinayetlerinde biz ölüyoruz, en büyük yolsuzluk olan ‘asgari ücretle’ biz geçinmek zorunda bırakılıyoruz, 2010 referandumunda ‘2 sendikaya birden üye olabilme hakkı’ sözde getirildi ama bir sendikaya üye olunca işimizi kaybediyoruz… Başkanlık Sistemi’nin biz işçilere getirdiği hayırlı bir şey yoktur. Bizler güvenlik işçileri olarak sendikamızda da ülkenin yönetim biçimini faşizme sürükleyen anlayışa da ‘hayır’ demeye devam edeceğiz’’ şeklinde konuştu.

Takım Elbiseli, Son Model Arabalı Başkan İstemiyoruz – Garip Karatay

Güvenlik-Sen İşçi Meclisleri başkan adayı Garip Karatay: Takım elbise ve son model araba ile gezen başkan istemiyoruz

DİSK’e bağlı Güvenlik-Sen’in 26 Mart’ta yapılacak 2.kongresinde Güvenlik İşçileri Meclisi’nin başkan adayı olan Garip Karatay, ”Biz başkanın takım elbiseyle, son model makam arabasıyla dolaşmasını, belediye başkanları ile içli dışlı olmasını istemiyoruz” dedi.

garip2
2013 yılında bağımsız bir sendika olarak kurulan ve 2014 yılında DİSK’e dahil olan Güvenlik-Sen 2. Olağan Kongresini 26 Mart’ta İzmir Çiğli Belediyesi 2.kat konferans salonunda gerçekleştirecek. Kuruluş aşamasında işçilerin iradesinin etkinliğine vurgu yapan ve komite, konsey, meclis formuyla örgütlenen Güvenlik-Sen son dönemde yönetimin yaptığı iddia edilen usulsüzlükler, zimmete para geçirme suçlamasıyla gündeme geliyor.

TAKIM ELBİSE VE SON MODEL MAKAM ARABASI İLE GEZEN BAŞKAN İSTEMİYORUZ

Sendika içerisinde taban örgütlenmesi olarak var olan ve mevcut yönetime muhalefetini sürdüren Güvenlik İşçileri Meclisi’nin başkan adayı Garip Karatay, sendika başkanının takım elbiseyle ve son model makam arabasıyla dolaşmasını istemediklerini belirterek, ”Sendikanın kuruluş aşamasında biz de vardık. O zaman muhalefet etme durumu yoktu. Birlikte emek veriyorduk. İlkelerimiz ve tüzüğümüze baktığımız zaman seçimler, sandıklar, genel kurulların usulü belirli olduğundan hiçbir zaman yönetim vs. derdine düşmedik. Komite, konsey ve meclislerle işçilerin sendikayı yönetmesini doğru bulduğumuz için yönetim, başkanlık gibi kavramlar bize saçma geliyordu. Sendikayı başkanların değil de işin öznesi olan işçilerin yönetmesi anlayışını savunuyoruz. İlerleyen süreçlerde sorunlar yaşanmaya başlandı. Sendikamız ilk kurulduğunda bağımsız bir sendikaydı. Yetki almak için %3 barajını geçmek zorundaydık. Konfederasyona bağlı sendikaların yetki barajı %1 olduğu için DİSK’e dahil olma tartışmalarını yaptık ve geçtik. Başkan Serdar Arslan kimi kişi ve gruplarla iletişime geçerek tüzük ihlali yapmaya başladı. Ben merkeziyetçi bir yönetim tarzı benimseyerek, tüzüğümüz ve anlayışımızın aksine profesyonel sendikacılığı hayata geçirmek istiyordu. Örgütlenme uzmanlarının para almasını, kurucu unsur olan Umut-Sen üyelerinin örgütlenme uzmanlıklarının kimseye sormadan bir kalemde silinmesini yanlış bulduğumuzu ifade ettik. Biz işçi meclisleri olarak istifa etmesini ve başka bir güvenlik işçisi arkadaşımızın başkan olmasını istedik. Sendika işçilerindir; herhangi bir parti ya da kuruluşun arka bahçesi olmamalıdır” dedi.
Kendisinin başkan adayı olduğunu ama işçilerin başkanlara değil, ilkelere, doğru yapılara, doğru işleyiş biçimlerine güvenmeleri ve sendikaya sahip çıkmaları gerektiğini ifade eden Karatay, ”Ben başkan adayıyım. Ama bu tür bir anlayışın sendikada yerleşmesine karşı tüm yönetim kurulu adayları olarak noterden taahhütname vermeyi düşünüyoruz. Ortaya koyduğumuz anlayışla sendikayı yönetmezsek görevi bırakacağız. Bunun da taahhüdünü vereceğiz. Karşı taraftan da aynı tavrı bekliyoruz. Eğer gerçekten komite, konsey ve meclis anlayışını benimsiyorlarsa, mevcut yönetim noterden taahhüt versin” şeklinde konuştu.

MEVCUT YÖNETİM ZİMMETE PARA GEÇİRDİ, BUNUN HESABINI İŞÇİ SINIFI TARİHİNE VERECEKLER

Yönetime yönelen ve sendika genel sekreterinin suç duyurusuna konu olan ‘harcamalardaki usulsüzlük ve zimmete para geçirme’ konusuyla ilgili de konuşan Karatay, ”Tüzüğümüzün maddesi açıktır: Sendikanın en büyük organı genel kuruldur. Genel Kurul bütçe oluşumu ve kullanımına karar verir. Kimsenin maaşa bağlanması söz konusu değildir. Maaşlı personel çalıştırılacaksa bile buna genel kurulun karar vermesi gerekir. Kaldı ki ortada herhangi bir bütçe de yok. Dolayısıyla böyle bir para harcanamaz. Harcanması usulsüzlüktür ve zimmete para geçirmektir. Genel sekreter Salih Şenol 4 ay boyunca maliyet raporu istiyor yönetimden, fakat kendisine rapor verilmiyor. Genel sekreter en son mahkemeye başvurmak zorunda kalıyor. Ortada işçilerin parasını zimmete geçirmek suçu var ve mevcut yönetim bu yaptıklarının hesabını işçi sınıfı tarihine verecektir” diyerek konuya açıklık getirdi.

YÖNETİM KEYFİ UYGULAMALARI İLE BİZİ PROVOKE ETMEYE ÇALIŞIYOR, BU TUZAĞA DÜŞMEYECEĞİZ

Bu tabloda kongre çalışmalarının tüm zorluklara rağmen devam ettiğini belirten Karatay, ”Tüzüğe göre kongreye 15 gün kala, kongrenin yapılacağı yerin adresi, delege listelerinin üyelere bildirilmesi gerekiyor. Biz kongre için daha merkezi bir yer bekliyorduk; Çiğli gibi yönetime yakın kimselerin yaşadığı bir ilçede yapılması yönetimin keyfiyetini ortaya koyuyor. Bu keyfi tutumlarla bizi provoke etmek isteyenler kendileridir. Ama biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Seçime odaklandık, doğru yolda olduğumuzu biliyoruz. Ne olursa olsun ilkelerimizi ve anlayışımızı anlatmaya, savunmaya devam edeceğiz” diyerek, ”Yaşanan usulsüzlükler işçilerden gizleniyor. Fakat mevcut başkanın aldığı sakat tutum, kazanmak için yapılan kirli pazarlıklar delege arkadaşlar tarafından da fark ediliyor. Özellikle 100 delegenin olduğu İzmir Büyükşehir’de hiçbir kimseye danışılmadan, kendi ahbap-çavuş ilişkileri ile yönetim belirleniyor ve insanlar yapılanları görüyor. İlçe belediyesindeki arkadaşlar biz anlattıktan sonra konuya vakıf oluyorlar. Farklı illerdeki belediyelerden arkadaşları aradığımızda, sendika başkanını tanımadıklarını söylüyor ve sendikayla ilgisi olmayan kişilerden bahsediyorlar. Biz örneğin bir güvenlik işçisi arkadaşa meclislerin ilke ve anlayışlarından bahsederek süreci anlatıyoruz. Ertesi gün yönetim işçiye giderek ‘şubeler açılacak, sana koltuk vereceğiz’ diye işçiyi kandırmaya çalışıyor. İşçi meclisleri kongre ve ilerleyen süreçlerde daha da büyücek, bu sendikanın sarılaşmasını engelleyecektir. İşçi arkadaşlarımızı bilgilendirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Delege Listeleri Hakkında Zorunlu Açıklama

Güvenlik Sen Tüzüğü, MADDE 20 ” 2. Genel Kurulun gündemi, toplantı yer, gün ve saati ile delege listesi, çoğunluk olmaması halinde yapılacak ikinci toplantıya ilişkin hususlar en az 15 gün önceden mahalli bir gazetede ilan edilir ve iki nüsha olarak genel kurulun yapılacağı yerin mülki amiri ile ilgili ilçe seçim kurulu Başkanlığına yazı ile bildirilir.”

Tüzüğümüzün Genel Kurul hukukunu belirleyen 20.Maddenin 2.bendi yukarıdaki gibidir. Bu açık hükme rağmen Serdar Aslan ve üç yönetim kurulu üyesi 430 delegenin iradesini gasp etmiş durumdadır. Nisaplı kongre tarihi 18 Mart. Nisapsız kongre tarihi 26 Mart’dır. Delege listesini sendikanın yöneticisi Salih Şenol bu takvime gerek duymadan yetkisi olmasına rağmen ve defalarca talep etmesine rağmen göremiyor. Yönetim delege listesini kaçırıyor tüzüğe karşı suç işleme devam ediyor. Yine aynı şekilde Güvenlik İşçileri Meclisi genel başkan adayı defalarca talep etmesine rağmen liste kendisine verilmiyor. Tüzüğümüze göre 3 Mart’ta isteyen her delegenin ulaşabilme hakkı olan liste yönetim tarafından gizlenmektedir. Takdiri Güvenlik-Sen ve DİSK’e bağlı tüm sayılı sendikalara üye işçi kardeşlerimize bırakıyoruz. Listeyi temin etmek için maalesef kitlesel bir basın açıklaması yaparak durumu emek kamuoyu ile paylaşmak dışında bir seçeneğimiz kalmamıştır. Referandum sürecine kongre takvimi koyanlar, delege ve üyelerimizin tek adam rejimine karşı ‘Hayır’ çalışması yapmasını bu yolla sekteye uğratıp engelleyenler kendi saltanatların korumak için aşağılık ve sinsi yollara başvurmaya devam ediyorlar. Üstelik mağdurlarmış gibi bir algıyı tıpkı AKP iktidarının söylemleri gibi tekrar edip duruyorlar. Tüzük hükmü yukarıda ve çok açık. Zimmet suçundan soruşturma altında olanlar ne düzenin yargısından ne de işçilerin yargısından hangi hileye başvururlarsa başvursunlar hırsızlar kaybedecek… İşçiler kazanacak!

Güvenlik Sen İşçi Meclisi Adına Garip KARATAY

Güvenlik-Sen’i Ele Geçirmiş Hırsız Yönetim ve Suçları

Güvenlik-Sen üyeleri, Güvenlik-Sen’in yöneticilerinden genel sekreter Salih Şenol’un, sendikanın yönetici pozisyonlarını tutmuş diğer kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından, sendikada yaşanmış hırsızlık ve yolsuzluğu ancak öğrenmiş oldu. Genel kurula giderken, bütün üyelerimizin yaşanmış ve şu anda soruşturması devam eden suçların ayrıntılarını en iyi şekilde bilmesini, demokrasi görevi edinerek paylaşıyoruz. Genel sekreterin açıkladığı suç duyuru dilekçesinden derlediğimiz 16 maddeyi paylaşıyoruz:

1. Genel Kurul, sendikanın en üst  karar alma organı olup, diğer organların seçimi ile görev ve yetkilerinin tayini genel kurul tarafından yapılır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 11. md.göre, sendikanın bütçesi genel kurul tarafından yapılır (md.11/1-e). Aynı maddenin f bendine göre Yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kurulu üyelerine verilecek ücret, tazminat, ödenek ve yolluklar ile sosyal haklar genel kurul tarafından belirlenir.

Yönetim kurulu, karar organı olmayıp  icrai bir organ olduğundan bağlı yetkiyle donatılmıştır. Yönetim Kurulu, kanun, tüzük ve  genel kurul kararları çerçevesinde sendikayı şeffaf bir şekilde yönetmekle görevli olup, kanun, tüzük ve  genel kurulun verdiği yetki dışında iş ve işlem yapabilmesi mümkün değildir.

2-Sendika yönetiminde şeffaflığın sağlanabilmesi, gerekli denetimlerin yapılabilmesi ve hesap verilebilirliğin sağlanması için kanun ve yerleşik hukuki kaideler bazı düzenlemeler ve uygulamalar getirmiştir. Sendika Ana Tüzüğü’nün 18. Md. göre “Alınan tüm kararlar kurul karar defterine yazılır ve kararların özeti alt birimlere yazılı olarak duyurulur. Sendika üyeleri karar süreçlerinin ve yönetim süreçlerinin tümüne katılım hakkına sahiptir ” Şeffaflık ve denetimin tesisi için zorunlu olan karar defteri sendika üyelerinden ve genel sekreter olarak şahsımdan kaçırılmaktadır. Şüphelilerden Serdar Aslan, sendika karar defterini uhdesinde tutmakta, 02.12.2016 tarihinden beri  bizlerle paylaşmamakta ve sürekli yanında taşımaktadır. Genel yönetim toplantılarına da sendika karar defteri getirilmemektedir. Sendika adına alınan kararların karar defterine işlenip işlenmediği, işlendiyse hukuka uygun şekilde işlenip işlenmediği  bilinmemektedir. Bu şekilde güveni kötüye kullanma suçu işlenmektedir.

3- Güvenlik-Sen genel kurulunda sunulan ve kabul edilen bütçede yönetim kurulunun yaptığı harcamaların hiçbirisi bulunmamaktadır. Yönetim kurulunun bir kısmının yaptığı bazı harcamaların kaynağı ve dayanağı hakkında şüpheli Serdar Aslan(Genel Başkan) ve diğer şüpheli Doğan Özdemir (Mali sekreter)’den genel sekreter Şenol bilgi almak istediğinde, şüpheliler genel sekreter ve başka hiç bir üyeye karar defterini göstermediği gibi yapılan harcamaların resmi belgeleri ve kayıtları da göstermemiştir. Sadece ekte bir örneğini sunduğum bir sayfalık kaşesiz imzasız hiçbir resmi niteliği olmayan belgede toplam 71.086,63TL harcama yapıldığı belirtilmiştir. Yapılan hiçbir harcama hiçbir yönetim kurulu toplantısında gündeme dahi getirilmemiştir. Bu güne kadar hemen hemen tüm yönetim kurulu toplantılarına katılmama rağmen ekte listede görünen harcamalarla ilgili hiçbir karar alınmamış, hiçbir tartışma yürütülmemiştir. Sendika karar defterleri sendikada bulunmadığından harcama kararlarının karar defterine işlenip işlenmediği konusunda hiç kimse hiç bir bilgiye sahip değildir. Bu nedenle karar defterine işlenmiş olsa da; şüpheliler tarafından toplantı yapılmış gibi gösterilme ve suç işleme konusunda ortak irade birliği içinde olunduğu, diğer yönetim kurulu üyelerinin bir kısmının imzasıyla karar alınmış gibi gösterilme ihtimali de vardır. Fakat gerek karar defterinde harcama yapma yetkisinin belirli sayıdaki yönetim kurulu üyelerinin imzasıyla usuli olarak kayıt altına alınsa da alınmasa da genel kurulda bütçede yer almayan hiçbir harcamanın yapılabilmesi mümkün değildir. Yapılması halinde zimmet suçu işlenmiş olacağı şüphesizdir.

4- Ayrıca yapılan harcamaları sendikadaki yönetici sıfatlarından kaynaklanan yetkileri kötüye kullanarak işledikleri için aynı zamanda güveni-görevi kötüye kullanma suçlarını da işlemişlerdir.

5-Genel Yönetim Kurulu’ndaki diğer genel sekreterler, sunmaları zorunlu olan raporları yönetim kuruluna sunmamaktadırlar.  Mali raporlar ve örgütlenme raporları yönetim kuruluna sunulmamakta, 6356 sayılı Kanun’un  30. md. göre tutulması zorunlu olan defter ve kayıtların usule uygun bir şekilde tutulup tutulmadığı bilinmemektedir. 6356 sayılı Kanun’un 29. md., sendikaların şeffaflığını  ve denetimini emreder. Buna göre; sendikaların denetimi kanun, sendika tüzüğü ve yönetmeliklere göre yapılmak zorundadır.  Kuruluşlar; faaliyet, dış denetim ve denetleme kurulu raporları ile genel kurul kararlarını uygun vasıtalarla derhal yayınlamak zorundadır. (29/3. Md) Sendika Ana Tüzüğü’nün 24. md göre  “Sendikanın gelir ve giderlerini, sendikanın amacı ve üyelerinin çıkarları doğrultusunda kullanmak, gelir ve giderlerini Genel Temsilciler Kurulu’nun bilgisine sunmak” genel  yönetim kurulunun görev ve yetkisi dahilindedir.

6-Sendika ana tüzüğünün 25. Md. göre; “Genel Başkan acil ve gerekli hallerde önceden alınmış bir Yönetim Kurulu kararı olmaksızın  bütçedeki ödeneğe uygun ve belgelere dayalı olarak brüt asgari ücret kadar harcama yapmaya yetkilidir. Harcama ve belgeleri Merkez Yönetim Kurulu’nun ilk toplantısına bilgi ve onay için sunar” Genel kural, genel kurul tarafından verilen yetki çerçevesinde harcama yapılmasıdır. Sendika ana tüzüğü, harcama yapma yetkisini açık bir şekilde yönetim kuruluna vermiştir. Bu kural, yönetim kurulunu da genel başkanı da bağlar.  Genel başkana ise sınırlı ve acil hallerde ve ancak yönetim kurulunun onayı ile harcama yapma yetkisi verilmiştir. Bu durumda da; genel başkan bütçedeki ödeneğe uygun ve belgelere dayalı olarak  brüt asgari ücret kadar harcama yapabilecek, bu harcamaları belgeleyecek ve yönetim kurulunun onayına sunacaktır.

7- Yönetim kurulu toplantılarında konuşulmayan, gündeme getirilmeyen buna rağmen usulü olarak karar defteri ve diğer resmi belgelerde usulüne uygun karar alınmış gibi göstermek, toplantı yapmış gibi göstermek evrakta sahteciliktir. Şüphelilerin yaptığı harcamalara bakıldığında; bu kuralların hiçbirine uyulmadığı net bir şekilde görülecektir.

8-Sendika Ana Tüzüğü’nün 26. Md. genel sekreterin görev ve yetkilerini tanımlamaktadır. Genel sekreterin ve sendikanın diğer organ ve kurullarının yetki ve görevlerini kullanması şüpheliler tarafından fiilen engellenmiştir.

9- Sendika Ana Tüzüğü’nün 18. Md. göre “Sendika üyeleri karar süreçlerinin ve yönetim süreçlerinin tümüne katılma hakkına sahiptir”.  Gene aynı maddeye göre “Toplantının gündemi toplantıya katılacaklara en geç 2 hafta önce bildirilir. Toplantılarda öncelikle gündemdeki konular konuşulur ve gündemdeki konular ile ilgili kararlar alınır kararların nasıl ve kimler tarafından uygulanacağının görev bölüşümleri yapılır”

Bu hüküm, katılımcı demokrasi ilkesini benimseyen sendikamızın temel ilkesini yansıtmaktadır. Ayrıca, bu hükümle şeffaflık ve hesap verilebilirliğin sağlanması, sendika yöneticilerinin aktif bir şekilde yönetimde görev alması amaçlanmıştır. Ancak, şüpheliler, bu ilkeyi hiçe saymış, sendika üyelerinin ve yöneticilerinin karar alma süreçlerine ve sendikal faaliyetlere katılmasını önlemiştir.  Hiç bir yönetim kurulu toplantısı, sendika üyelerinin katılımına açılmamış ve toplantı duyuruları usule uygun şekilde  yapılmamıştır.

10- Sendikaya üyelik aidatlarından gelen ilk birikmiş gelire yönetim kurulundaki şüpheliler tarafından el konulduğuna ilişkin şüpheler vardır.  Sendikanın banka hesap bilgileri, mali raporları bilinmediğinden, kanun ve tüzüğe rağmen bu hususlara ilişkin gerekli bilgilendirmeler yapılmadığından bu gelirin banka hesabına yatırılıp yatırılmadığı da bilinmemektedir. Bu yönde gelen tepkiler üzerine şüpheliler, 71.086,43 TL’lik bir harcama yaptıklarını sözlü olarak beyan etmiştir. Ancak, bu miktarda bir harcama yapılması yukarıda anılan hükümlerle çelişmektedir. Şüpheliler, yetkileri olmadığı halde usulsüz harcamalar yapmıştır. Yapılan bu harcamalar, Sendika Ana Tüzüğü’nün 27. md. de aykırıdır. Aynı zamanda da suç teşkil etmektedir.

Harcamaya konu gelirlerin ne zaman ve ne şekilde elde edildiği, miktarı,  sendikanın banka hesaplarına yatırılıp yatırılmadığı ve yatırılmışsa ne zaman yatırıldığı da bilinmemektedir. Bu harcamalar ile ilgili hiç bir rapor, karar, bilgi Genel Merkez’in Genel Kurulu’na da bildirilmemiştir. Yapılan bu harcamaların hiç birinin faturası sunulmamış, resmi olarak belgelenmemiştir. Sendikanın gelirinin nereye, ne kadar harcandığı, hangi karar, rapor ve yetkiye dayandırılarak harcandığı belli olmaması sonucunda bir yolsuzluk durumunun ortaya çıktığı açıktır. Anılan harcamaların bazıları ekte sunduğumuz tabloda da görülmektedir. Tabloda yer alan harcamaların hiçbiri usule uygun değildir.  Bu şekilde; güveni kötüye kullanma ve zimmet suçları işlenmektedir.

11-Sendika Ana Tüzüğü’nün 21. Md. göre sendika yöneticilerinin ücret, ödenek ve yollukları genel kurul tarafından tespit edilecektir. Ana Tüzüğün 69. Md. göre Sendika uzmanları gönüllü olarak çalışırlar. Genel Yönetim Kurulu ve Şubelerin Yönetim Kurulu Üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek, yolluklar ve tazminatlar Merkez Genel Kurulu tarafından tespit olunur.

Görüldüğü üzere, sendika uzmanları gönüllü olarak çalışacak olup, Genel Yönetim Kurulu ve Şubelerin Yönetim Kurulu Üyeleri ile başkanlarına verilecek ücretler, her türlü ödenek, yolluklar ve tazminatlar Merkez Genel Kurulu tarafından tespit olunacaktır. Serdar Aslan, Cengiz Başaran ve adını bilmediğimiz bir kişi sendika ana tüzüğünün açık hükmüne aykırı şekilde maaşa bağlanmıştır. Bu şekilde; güveni kötüye kullanma ve zimmet suçları işlenmektedir.

12- Sendikanın bölge, şehir ve iş yeri temsilcilerinden üyelik bilgileri tarafımdan gizlenmiş, bilgi edinme istekleri cevapsız bırakılmış, sendikal örgütlenmenin önü  tüzük ve ilkelerimize aykırı şekilde kesilmiştir.

13-Bu keyfi ve usulsüz yönetime ve uygulamalara karşı çıkan  birçok sendika görevlisi, uzman ve üye  sendikadan ihraç edilmiş, hiç bir alt kurul ve üyeye bu hukuka aykırı uygulamalar konusunda  açıklama yapılmamıştır.

14- Örgütlenme raporlarının güncel üye bilgilerinin gerek tarafıma gerek sendika uzmanlarına veya örgütlenme çalışmasında bulunan üyelerine verilmediğinden bizzat işçi sendikasının yöneticileri olan şüpheliler tarafından sendikal örgütlenme özgürlüğümüz de ihlal edilmektedir.

15-Genel sekreterin sendika yönetim kuruluna gönderdiği İzmir 6. Noterliği’nin 15.12.2016 tarihli 12882 yevmiye nolu ihtarnamesiyle, şüpheliler uyarılmıştır. Anılan ihtarnamenin tebliğinden sonra şüpheliler genel sekreter Şenol’a hakaret ve tehdit etmişlerdir.

Bu olayların akabinde, 20.12.2016’da yapılan son Yönetim Kurulu toplantısında genel sekreter Salih Şenol’un istifa etmesi için baskı yapılmış, tehdit ve hakaret edilmiştir. Bu toplantıya da karar defteri getirilmemiş, Yönetim Kurulu imzası ile gerçeğe aykırı  bir metin yazılarak hukuka aykırılıklar şüpheliler tarafından örtbas edilmeye çalışılmıştır.  Hakaret ve tehdit suçları işlenmektedir.

16- Sendikamızın yasal organları olan  İşyeri Birim Komiteleri,  İşyeri Sendika Temsilciler Meclisi,  İşyeri Delegeleri Meclisi şüpheliler tarafından  yok sayılmakta,  bu organlara hiç bir bilgilendirme yapılmamaktadır. Örneğin;  24.12.2016 tarihinde düzenlenmiş olan İzmir Konak Belediyesi Delege Seçimi, seçime sadece 2 günden daha az bir zaman kala duyurulmuş, böylece antidemokratik ve usule uygun olmayan bir seçim yapılarak, bu dilekçede şikayet edilen kişilerin belirlediği üyelerin delege seçilmesi hedeflenmiştir. Ana tüzüğün 18. maddesinde yer alan, organların toplantılarında gündemlerin ve bilgilendirilmelerin 15 gün öncesinden yapılması zorunluluğu da böylece yok sayılmıştır.